Zaman Makinası No.20

Zaman Makinası|

Makinamızı uzun bir aradan sonra tekrar çalıştırıyoruz. Kontrol masası ülke punk sahnesinden nevi şahsına münhasır ekip Reptilians from Andromeda üyelerinde.

Aybike Çelik Özbey: Benim bu sıralar favori albümlerimden birisi tamamı kadınlardan oluşan Los Angeleslı Garage Rock grubu The Pandoras’dan It’s About Time. Garage müziğinin daha hızlı ve punk müziğe yakın olanlarını sevsem de bu albüm içinde biraz psych barındırmasına rağmen beni ruhumdan yakaladı. Albümün ilk şarkısı It’s About Time sanki bir aşkın başlangıcındaki hisler ve durumlar üzerine.  Albümdeki favori parçam I Want Him bu albümdeki en seksi şarkı. Haunted Beach Party şarkısı iyi bir hortlak-surf musikisi. I Live My Life şarkısı çalmaya başladığında Hawaii’de beliriyorsunuz, elinizde hindistan cevizi kabuğundan bardağınız, saçınızda çiçekler kokteyl yudumlarken bir yandan maymunlar size palmiye yapraklarından yelpaze yapmışlar, sizi serin tutuyorlar, her şey çok güzel derken şarkı sona eriyor ve Want Need Love şarkısının çalmasıyla birlikte yanardağ patlıyor. Want Need Love grubun klip şarkısı. Klip de şarkı da harika. Cry on My Own şarkısı bu albümün slow-melankolik kısmının en tepedeki noktası. Şarkının melankolisine klavyeler gizli bir neşe katıyor ve melankolinin de böylesi güzel derken buluyorsunuz kendinizi. Cry on My Own şarkısından sonra albümün sonu Going His Way geliyor ve melankoli bambaşka bir şeye bürünüyor. Birinci şarkıdan on ikinci şarkıya kadar bir süreç var. Bu bir hikaye ve bu hikayeye bayıldım. İkinci favori albümüm ise New York Dolls’un gitaristi Johnny Thunders’tan So Alone. İyi bir albümden, iyi müzikten anladığınız şey zaten beğenileceği bile bile yapılan laboratuar faresi kadar ciddiye alınmadığınız kısacası sizin beğeni şansınıza bırakılmayan şarkılar. Sizden çok önceki laboratuar fareleri üzerinde yapılan deneyler sonucu kesin beğeni getiriyor bu tür şarkılar. Her şeyin doğru şekilde çalındığı ve melek sesli birinin sesinin autotune ile desteklendiği (ya da bir robot demek daha doğru) kayıtlar, derin olduğunu sandığınız herhangi bir radyo şarkısı olan şarkılar ise bu albümü dinlememenizi tavsiye ederim. Aradığınız şey çöp, pislik, kir ve gerçek bir şeyler yaşamanın getirdiği ruh ise kaçırmayın.

Open in Spotify

Tolga Özbey: Milyonlarca albüm aklıma gelse de bu seferlik The Cramps’in Big Beat from Badsville albümünü anlatmak istiyorum. Benim gibi tutucu bir rock’n’roll’cu için Look Mom No Head, Stay Sick ve Pschedelic Jungle gibi klasik albümleri dururken “hop nereden çıktı bu albüm” diyenler olabilir ama bu albümün yeri ayrı bende. 1990’ların ortalarında arkadaşlarımın kurmuş olduğu Kod müzik, Epitaph plak şirketinin Türkiye dağıtımcısıydı. Tabi internetin emekleme çağları dolayısıyla öyle her albüm çıkmadan aylar öncesinde haberdar olma şansımız yoktu. 1997 yaz başlangıcı Kod Müzik’ten Levent “Epitaph’ın yeni promo Cd’leri geldi. The Cramps’in yeni albümünü yayınlamışlar. Sen seviyorsun diye sana ayırdım. Al bu albüm. Yanında da I Walked All Night diye bir şarkının olduğu promo CD’si” sözleriyle lönk diye vermişti albümü. Bir süre bu yeni The Cramps albümüne ısınamadım hatta kaydını çok temiz ve polished buldum. Olayı da Epitaph Records’a bağladığımı hatırlıyorum. Yine de o yaz sanırım Big Beat from Badsville albümünü o dönemki yaz kadrosu ile binlerce kez dinlemişizdir. Yaz bittiğinde öyle bir haldeydim ki albümün şarkılarını sırasıyla ezbere biliyordum. Poison Ivy ve Lux Interior prodüktörlüğünü yaptığı albümün belki de en büyük özelliği o güne kadar ki The Cramps albümlerinden farklı olarak hiç yorum şarkısı ihtiva etmiyor oluşudur. Bütün albüm The Cramps’in kendi şarkıları ile doludur. Açılışta çalan delirtici Cramp Stomp, sonrasından gelen ve sizi kontrolün dışına iten God Monster, albümün inanılmaz peak noktası Like a Bad Girl Should ve The Cramps’in kendi Sheena’sını yarattığı Sheena’s in a Goth Gang, S&M klasiği Queen of Pain albüm A yüzününün efsaneleriydi. B yüzünde ise Burn She-Devil Burn ve Devil Behind That Bush akıllara kazınmaması imkansız şarkılardı. The Cramps’in en iyi albümü olmadığını düşünsem de, yeryüzündeki en iyi albümlerden biri olduğu gerçeğini gizleyemem. The Cramps muhteşem sözleri muhteşem bağırışlarla, muhteşem müzikleri ise muhteşem gitar gürültüsüyle çekinmeden kulaklarınızdan beyninize ulaştırıyor bu albümde. Kendinizden geçmek için dinleyin, elbette yolu biliyorsunuz!

Open in Spotify

Ersin Çağlayan: Sizlere önereceğim albüm Bad Religion’dan No Substance. 1997 yılında, çıkan albüm başlarda dinleyicisinden tepki çekmişti. Bunun nedeni Sony etiketi ile çıkmasıydı. Bu tepkiler bana göre çok saçmaydı çünkü sadece çıkarıldığı firma nedeniyle bir albümün eleştirilmesi benim için bağnazlıktan başka bir şey değildi. Dinledikten sonra beni kalbimden vuran bu albüm klasik punk rock albümleri içinde benim için ilk sıraya yerleşti. Shades of Truth, Raise Your Voice, The Biggest Killer, American History gibi hitlere sahip olan bu Bad Religion albümü, depresif yapısıyla ’90’lı yıllarda Emo seven herkesi içine alacak türden. Hak ettiği değeri göremediğini düşündüğüm No Substance albümünü mutlaka dinlemenizi öneririm.

Open in Spotify

Başak Karacan: Ben en sevdiğim albümlerin başında Dead Kennedys’in Fresh Fruit for Rotting Vegetables’ı belirteceğim. Özellikle punk müzikte daha çok yeni dönem grupları dinlesem de bu albümü çok eskiden beri dinlediğim için bendeki etkisi kişiliğime yansıdı diyebilirim. Grubun en çok bilinen single’larından Holiday in Cambodia, Chemical Warfare, California Uber Alles, Kill the Poor’un bulunduğu albüm bence punk tarihinin oldukça önemli temellerinden biri. Sonraki albümlerde daha sert ve çeşitli tınılara yönelseler de bu albümdeki düşünce tarzı ve tavır bana daha çok hitap ediyor. Albümdeki favori parçamı söylememse zor. Tabii ki California Uber Alles, Holiday in Cambodia klasik olarak bayıldığım şarkılar fakat en çok sevdiklerim için Chemical Warfare, tabii ki Viva Las Vegas, Forward to Death, Let’s Lynch the Landlord diyebilirim. Şarkılardaki enerji, tavır, sözler ve tabii ki Jello Biafra etkisi bir araya gelince ortaya melodik, eğlenceli, sarkastik ve kışkırtıcı bir ruh ortaya çıkıyor. But we can, you know we can!

Open in Spotify

Üst Fotoğraf: Çağrı Demircan

Share

Comments are closed.