Ancak o yine de Morrissey

Portre|

Öyle bir isim düşünün ki attığı her adım, söylediği her  söz bir jenerasyonu etkisi altına alsın. İnançları için senelerce dimdik durabilsin. “Büyük ağız konuştu yine!” başlıklarına rağmen lafını hiçbir zaman esirgemesin.

Morrissey işte bu birkaç özel insandan biri. Depresif bir gençlik, James Dean ve Oscar Wilde hayranlığı ile başlayan macerası ’80’lerde The Smiths ile zirveye ulaştı. Hiç sönmeyen ışığı, ekstasik dansları ve melankolik şarkı sözleri ile dönemin gençlerinin idolü olmayı başardı. Üstelik hâla daha olmaya devam ediyor. Grubun gitaristi Johnny Marr ve Morrissey’in arasındaki atışmalar ise 1987’de grubun sonunu getirdi. Ancak bu son Morrissey’in kariyerinde yeni bir başlangıçtı tabii ki.

Hemen ardından gelen solo albümler İngiliz müzisyenin bazı hayranları için sevindiriciyken bazı hayranları için hiç olmadığı kadar büyük bir hayal kırıklığıydı. Morrissey ilhamını, ’80’lerin ruhunu ve özgünlüğünü kaybetmişti. Tabii ki geçen yıllar herkesi olduğu kadar Morrissey’i, ilhamlarını ve hikaye anlatıcılığını değiştiriyordu. Değişmeyen ise tek bir şey vardı: O da Morrissey’in açık sözlülüğü. Her zaman, ne olursa olsun inandığı insanların ve fikirlerin arkasında durması. Bükülmemesi ve geri adım atmaması. Örneğin Morrissey koyu bir hayvan hakları savunucu. Bu nedenle de sıkı bir vejetaryen. Morrissey’in konserlerinin olduğu alanlarda etli yiyecek satışı yapılamaz. Kimisi için bu tartışmalı bir durum. “Morrissey et yemiyor diye biz de yemeyecek miyiz?” diyenler de var tabii ki. Ancak kaçımız gerçekten inandığımız şeyler uğruna ödün vermeden bu kadar dik durabiliyoruz ki ?

İşte şimdi Istanbul şarkısı ile bize de atıfta bulunduktan birkaç sene sonra Morrissey yeni bir albümle karşımıza çıkıyor. Bu albümün dinleyicileri üzerindeki etkisinin nasıl olacağı ise tartışmalı. Morrissey’in özgün ruhunun öldüğünü söyleyenleri şaşırtan bir uzunçalar ile karşı karşıya olabilir miyiz? Albümden çıkan öncü şarkılar I Wish You Lonely ve Jack’s Only Happy When She’s Up on The Stage Morrissey’in eski formuna kavuşmak için adeta son çırpınışları gibi tınlıyor. Ama sonra henüz birkaç gün önce çıkan albüm Morrissey’in şu ana kadar yayımladığı, birbiri üstüne hayal kırıklıklarını biriktiren eserlerinin yanında parlıyor. Ancak kimse mutlu ya da şaşkın gözükmüyor.

Herkes gibi benim de aklımda aynı soru var: Bu kadar büyük bir efsane seneler boyunca birbirini izleyen bu kadar tatsız işleri art arda ortaya koyabilir mi? Senelerce bizi derinden etkiledikten sonra ilhamsız kayıtlarla sadece orada bulunmak için ortaya çıkması kabul edilebilir mi? Efsanelerin bir sonu var mıdır, yoksa gerçekten sonsuza kadar mı sürerler? Belki de efsaneler çoktan yitip gitmiştir ama kimse bunu söyleyecek cesareti bulamıyordur. Morrissey’in hikayesi de aynen bu şekilde.

Morrissey artık özgün kayıtlar ortaya koyup kitleleri peşinden sürükleyen bir isim olmaktan ziyade zamanında bunu başarmış ve hâla o eski günlerini geride bırakamamış hayranlara sahip olan bir idol. Yaptıkları ve söyledikleri statükoya ya da kitlelere bir yenilik getirmiyor. Ancak o yine de Morrissey. Ağzından çıkan her kelimede kafalar dönüyor ve bunun tek bir sebebi var: Bu düşüncelerin zamanında birçok insanın hayatını değiştirmiş olması. Bugün ise fikirlerinin kimseyi değiştirmemesi kimsenin umurunda değil. Günün sonunda ne olursa olsun o Morrissey.

Comments are closed.