Baba Zula – Derin Derin

Albüm Kritik|

Derin Derin, Anadolu’nun çok kültürlü sesini elektronik ve psikedelik müzik unsurlarıyla güzel bir şekilde harmanlamış. Grubun stüdyo albümleri özelinde yapmış olduğu en deneysel işi olabilir.

Deneysellik günümüzde moda bir kelime ve bu kelimeyi sanatın bir çok dalında da duyuyoruz. Öte yandan bu kelimenin içerisi inanılmaz derecede boşaltılmış durumda. Özellikle müzik endüstrisinde karman çorman işler yapan gruplar ya da sanatçılar “Deneysel bir yol izledik” deyince eleştirilerden kurtulacağını sanıyorlar ve zaman zaman bu tür eleştirilerden kurtulabiliyorlar. Aslında kurtulmakla kalmayıp bazı dinleyiciler tarafından da benimseniyorlar. Deneysellik kelimesinin içi bu kadar boş olmamalı. Derin Derin deneysellik kelimesinin içerisini boşaltmadan kendi özgün soundunun üzerine koyarak gidiyor. Bunu yaparken hem çok kültürlülüğü kapsıyor, hem de birbiriyle zıt olan Doğu – Batı kültürü arasında eğreti durmayan bir sound köprüsü kuruyor ve bunu açılış parçası olan Haller Yollar ile beraber kulağımıza kazıyor. Albüm akustik ve elektronik unsurlar arasında gidip geliyor fakat bir şekilde ritmini bulup oturuyor. Dinleyiciyi rahatsız etmiyor. Soundun bu kadar özgün olmasının altında yatan sebeplerden kuşkusuz en önemlisi kullanılan enstürmanların dünyada tek olması. Albümde yer alan elektro saz da, bariton elektro ud da onları çalan Osman Murat Ertel ve Periklis Tsoukalas tarafından tasarlandı.  Yukarıda bahsettiğim mevcut soundun üzerine deneysellik koyarak gitmek kısmı Rüzgarın Akışı şarkısında ortaya çıkıyor. Şarkıda elektronik zılgıt ya da elektronikleşmiş zılgıt var. Kulağa tuhaf ya da komik gelse de şarkının bütünlüğünde dinleyiciyi rahatsız etmiyor. Bir önceki cümlede bahsettiğim “Komik” gelme kısmını özellikle vurgulamak istedim. Maalesef kendi insanlarımız çok kültürlülüğü, alternatif kültürleri ve en önemlisi de aşık kültürünü ötekileştiriyor, küçük görüyor, hırpalıyor. Albüm kapağı ise buna bir yanıt niteliğinde. Onca hırpalanmaya ve ötekileştirmeye karşın farklı kültürlerin güzel tohumlar ekip dünyaya çok renkli anlamlar kazandırdığını anlatıyor. Daha önce tekli olarak yayımlanan Salıncaksın bunca ötekileştirmeye rağmen insanın içerisine umut tohumları eken bir çalışma olmuş. “Sen babamsın, sen annemsin, mutluluksun, kardeşsin” kısmını bütün ötekileştiren insanların yüzüne bağıra bağıra söylemek isterim. Belki hepimizin büyük bir parçanın bütünü olduğumuz gerçeğinin anlaşılmasına yardımcı olur.

Comments are closed.