Bir aslan kükremesi bin koyunun melemesini susturur

Göz|

2016 yapımı Dangal, Bollywood’un son yıllarda dünya çapında üne kavuşan yıldızı Aamir Khan’ın son filmi. Yönetmen koltuğunda Nitesh Tiwari’nin oturduğu yapım gerçek bir başarı öyküsünün sinemaya uyarlandığı toplumsal mesaj verme kaygısı güden başarılı bir Hint Sineması örneği.

1988 Olimpiyat Oyunları’nda ülkesini temsil etmesine rağmen yeterli desteği bulamadığı için altın madalya kazanamayan ve bu hayalini bir gün oğullarının gerçekleştireceğini umut eden Hindistanlı eski bir milli güreşçinin ve çocuklarının hikâyesini anlatıyor Dangal. Fakat bazen hayallerimizi gerçekleştirmek, en azından zihnimizde canlandırdığımız şekilde gerçekleştirmek mümkün olmaz. Hayat bazen hiç beklemediğimiz bir ali-cengiz oyunu oynar ya hani, işte öyle bir rastlantısallıklar zinciri vuku bulur ve güreşçimizin hiç oğlu olmaz, dört kızı olur. Filmi güzelleştiren de budur aslında. Hikâyeye ek olarak izleyiciyi oturduğu koltuktan alıp Hindistan’a özgü mahalle yaşamının içine çeken ve adeta gündelik sohbetlerin yakınına kadar sokan muazzam sahne çekimleri takdire şayan.

Güreşçi baba ve iki kızının üzerinden akan yapımda, başrolleri Aamir Khan, Sakshi Tanwar, Zaira Wasim ve Suhani Bhatnagar canlandırıyor. Burada şöyle bir açıklama yapmanın uygun olacağı kanaatindeyim. Zaira ve Suhani, Singh Phogat yani Aamir Khan’ın iki kızının çocukluk hallerini canlandıran oyuncular. Başrol olarak özellikle onları yazdım çünkü bana sorarsanız filmi izlediğinizde göreceksiniz, kızların on sekiz yaşına geldikleri hallerini canlandıran oyunculardan çok daha fazla ön plandalar.

Bir diğer konu olan Pritam Chakraborty imzalı, Bollywood’u Bollywood yapan müziklerden bahsetmekte yarar var. Her sahne için ayrı ayrı tasarlanmış, yeri geldiğinde duygusallığı üst noktalara taşıyan, yeri geldiğinde de komedinin şen şakrak tınısını yakalayan müzikler büyük bir alkışı hak ediyor.

Madalyalar ağaçlarda büyümez. Onları beslemek zorundasın.” Singh (Aamir Khan) ’80’lerde ülkesi için güreşmiş milli bir sporcudur. ’70’lerden miras kalan ekonomik bunalımlardan Hindistan’da payına düşeni almıştır. Güreşe doğru düzgün bir yatırım yapılmadığından kendi çabası ve yeteneğiyle olimpiyatlara kadar gitmeyi başaran Singh herhangi bir başarı elde edemeden ülkesine döner. O günden itibaren de doğacağını düşündüğü oğullarını yetiştirip Hindistan bayrağını en tepeye çektirmek için kendisine bir söz verir. Fakat dünyaya gelen dört çocuğu da kız olur. Singh’in bu takıntısını bilen mahalleli, her doğumdan sonra alayın dozunu biraz daha arttırır.

Hindistan gibi ataerkil bir toplumsal yapıya sahip bir ülke göz önüne alındığında ne Singh’in oğlan beklemesine, ne de mahallelinin dalga geçmesine şaşırmamak gerekir. Bu yapının içinde büyümüş birisi olarak da Singh artık hayalini gerçekleştiremeyeceğine kanaat getirmiştir. Ta ki bir gün büyük kızları Geeta ve Babita mahallenin delikanlılarını ağızları ile burunları yer değişecek şekilde dövene kadar.

Filmin bu noktadan sonrası iki şekilde değerlendirilmelidir. İlk olarak başarı hikâyeleri bütün dünya sinemalarında defalarca işlendikleri için filmin ana konusu belli başlı klişeler üzerine kuruludur diyebiliriz. Baba kızlarını alır, gece gündüz demeden çalıştırır ve ikisini de birer güreşçi haline getirir. Sadece bu açıdan bakıldığında Dangal konusu itibariyle vasat bir görüntü çizmektedir. Ayrıca her film için geçerli olan “bir silah gözüktüyse illaki patlayacak demektir” gibi klişe yöntemlerin kullanıldığı da düşünüldüğünde film diğer örneklerden farksız bir yerdedir. Ancak bu noktada diğer açıdan da bakabilmeliyiz. Ataerkil toplum yapısının hat safhada olduğu, erkek çocuğu olmadığı için herkesin Singh’le dalga geçtiği bir ortamda karşı karşıya kalınacak bütün zorluklara göğüs germeyi göze alan bir baba kızlarını sadece erkeklerin güreştiği mahalli müsabakalara sokar ve sonunda milli takım kampına gitmelerini sağlar.

Bununla da yetinmez, kampa kadar gider, milli takım antrenörünün yetersiz kaldığı noktada devreye girer ve bütün bu süreç boyunca hiçbir olumsuzluğa kulak asmaz. Bu esnada babasının kızlarına verdiği “Eğer yarın kazanırsan, tek başına kazanmış olmayacaksın; milyonlarca kız çocuğu da seninle beraber kazanmış olacak” şeklindeki nasihatler, filmin ana iskeletini oluşturan toplumsal mesajlardır.

Bu açıdan bakıldığında Dangal gerçek bir başarı hikâyesini toplumsal mesajlarla bezeyerek işlemiş ve muazzam nitelikteki müziklerle birleştirerek izleyiciye sunmuştur diyebiliriz. Son olarak bir bilgi daha verelim. Aamir Khan, Dangal’ın çekimleri için yirmi sekiz kilo almış ve kendisini bu aldığı kiloları vermek zorunda bırakmak adına filmin tersten çekilmesini sağlamış. Khan’ı gerçekten tebrik etmek lazım.

Comments are closed.