Biraz farklı bir rock star

Portre|

Arctic Monkeys ve yakın arkadaşı Miles Kane ortaklığındaki Last Shadow Puppets ile ikisi de dahil olmak üzere sekiz albümünün her biri, İngiltere’de zirveyi gördü. Alex Turner. O racon kesen, sahnede her şeye hakim olduğunu hissettiren rock star tavırlarıyla bizleri etkilemeye devam ediyor. (Yazar: Yiğitcan Genç)

Döneminin en iyi söz yazarlarından biri olarak kabul edilen Alex Turner’ı tanıtmak için Stocksbridge Lisesi’ndeki İngilizce öğretmeni Steve Baker’ın “Geleneklere uymayan, biraz farklı, orjinal espri anlayışına, zeka ve parlaklığa sahip” sözlerini referans almak yeterli olur.

Ergenlik yıllarını Roots Manuva tarzında rap müzik dinleyerek geçiren Turner, Arctic Monkeys’in temellerini ebeveynlerinden on altı yaşında Noel hediyesi olarak gitar istemesiyle attı. Arkadaşı Jamie Cook ile birlikte bu isteğine kavuşan Turner’ın bir sonraki hedefi ise bir grupta çalmaktı. Kendileri gitar çaldıkları için bir diğer arkadaşı Matt Helders’ı da bateri çalması için zorlayarak bizlerin de yakından takip edeceği uzun bir yolculuğun ilk adımı atmış oldular. İlk demolarını MySpace’e yükledikten sonra müzik dünyasını da sallamaya başladılar.

Her ne kadar çeşitli plak şirketlerinden teklifler alsalar da bu süreci sessiz bir şekilde takip ederek 2006 yılında bir plak şirketiyle anlaştılar ve ilk tekliklerini yayımladılar. Bu teklikler zirveye çıktıktan sonra yayımladıkları ilk albüm Whatever People Say I Am That’s What I’m Not ile İngiltere’de en hızlı satan albüm rekorunu Oasis’ten aldılar ve NME tarafından hazırlanan Gelmiş Geçmiş En İyi İngiliz Albümleri listesinde beşinci sırada yer buldular. Yayımladıkları ilk teklinin ardından Arctic Monkeys’in dünyanın en popüler isimlerine dönüşmesi ve bu istikrarını devam ettirmesi uzun sürmedi. Grubun ilk kurulduğu günden bu yana geçirdiği tüm evrimlerin başrolünde ise hep grubun solisti Alex Turner vardı.

Her albümde, her şarkıda yeni tonlar, yeni duygular duyduğumuz Arctic Monkeys, yayımladığı albümlerin aynısından birkaç tane daha yapsa da hiçbir şey kaybetmezdi. Tüm albümleri neredeyse mükemmele yakın ve büyük bir kitle tarafından dinlenecek kadar başarılıydı. Ama grup ve özellikle Alex Turner bu konuda yaratıcı olmaktan çekinmedi ve albümlerini her seferinde yeni denemelerle süsledi.

İlk albüm Whatever People Say I Am That’s What I’m Not özellikle İngiltere’de büyük bir ses getirse de grup, aceleci davranarak hemen bir sonraki yıl Favourite Worst Nightmare ile karşımıza çıktı. İlk albüme oldukça benzer bir soundu benimseyen bu albümü öne çıkaran etkenler ise içinde barındırdığı Fluorescent Adolescent, Brianstorm ve 505 gibi şarkılardı. Grubun 2009 yılında yayımlayacağı albüm olan Humbug öncesi Alex Turner’ın hayatında değişimlerin olduğu bir dönemdi. Miles Kane ile tanışıp The Last Shadow Puppets adında bir grup kuran Turner’ın söz yazarlığında en üst seviyeye çıkmasını sağlayacak o adım da atılmış oldu.

Arctic Monkeys ile tamamen zıt tonlara sahip Standing Next To Me ve My Mistakes Were Made For You adlı iki şarkı çıkaran TLSP, şarkı tonlarındaki bu değişiklikle Humbug albümüne de ilham oldu. Arctic Monkeys’in çıkardığı ilk iki albümle hiçbir bağlantısı olmayan Humbug, Alex Turner’in giderek daha iyi bir söz yazarı olma sürecinin ve grubun müzikal anlamda büyüme sürecinin bir parçası niteliğindeydi. 2013 yılında yayımladıkları AM albümüne kadar tartışmaların olduğu, cesaretli denemelerin yapıldığı ve belki de gruba kitle kaybettirdiği bir Suck It and See albümü süreci yaşandı. 1 Ağustos ’13 tarihinde ise dönemin en iyi albümlerinden birini bizlerle buluşturan Arctic Monkeys, belki de en olgun dönemlerini geçiriyordu.

2016 yılında bu kez The Last Shadow Puppets ile yayımladığı yeni bir albümle karşımıza çıkan Alex Turner, bu albüm sonrası TLSP ile istediği şeyleri deneyebildiğini, Arctic Monkeys ile dar bir pencereye sıkıştıklarını ve bir çeşit bunalımda olduğunu açıkladı. Bu bunalımı kendisine hediye edilen bir piyano ile atlatmayı başaran Turner, belki de Arctic Monkeys diskografisinin en karanlık albümlerinden birine imza attı. Tranquility Base Hotel & Casino albümünü “Yapmak istediğim müzik tam olarak bu” sözleriyle özetliyor Turner.

Bu albüm baştan sona Alex Turner’ın melodilerin üstüne futuristik hikayelerini anlattığı bir havada, müzikalite kaygısı göz etmeden üretilmişti. Alışık olduğumuz gitar tonlarını piyanolar, klavyeler almıştı. Albümün her noktasında Alex Turner’ın hayatından birçok detayı görmek mümkün. Hatta TBHC albümü için Turner’ın olgunluk döneminin ürünü desek yanlış olmaz. Arctic Monkeys diskografisine bu yıl eklenen albüm The Car ise Tranquility Base Hotel & Casino’nun bir nevi devamı niteliğinde. Alex Turner’ın 2019 yılında AM albümü tonlarında yeni bir albüm yapma girişiminin kendi anlatımına göre başarısız kaldığı bir süreçte, pandeminin de etkisiyle kendine başına isteği / hissettiği müziği yapma fikrine geri dönmesiyle ortaya çıkıyor The Car. Alex Turner’in sinemaya olan düşkünlüğü ile bu albüm, film müziği olabilecek şarkıları içinde barındırıyor.

Alex Turner ve Arctic Monkeys yayımladıkları ilk albümden bugüne sayısız değişim geçirdi. Gelecekte de bu değişimin süreceğinden eminiz. Turner’ın ve Arctic Monkeys’in üretimlerine hız kesmeden devam etmesi dileğiyle.

Comments are closed.