Coldplay – Everyday Life

Albüm Kritik|

Everyday Life savaş karşıtı, sınırları reddeden, coğrafik farklılıkların anlamsızlığını vurgulayan, salt yaşamı kutsayan bir albüm. Evet Coldplay son on yıldır daha büyük bir ekip olmak hedefiyle ilerledi ve bunu başardı. Bu albüm büyük bir ekibin büyük bir albümüdür. Devam ettiği her an boyunca kendini var edebiliyor.

Onlar artık hayallerinin bile ötesine geçmeyi başarmış bir ekip. Şarkıları milyonlarca insana ulaştı. Sayısız konserlerle dünyayı onlarca defa dolaştılar. Tutku ise başka bir konu. Ulaşılmış hedeflerden bağımsız olarak var olabiliyor. Devam ettiklerine göre bitmedi. Coldplay yeni albüm yayımladı. 22 Kasım 2019 tarihinde ses veren Everyday Life onlara ait külliyatın dört yıl aradan sonraki ilk LP çalışması. Sunrise ve Sunset adında iki ayrı sekansta tam on altı şarkı bizimle buluşuyor. Yakın dönemdeki röportajlarından birinde bu albüm kapsamında Game of Thrones’tan etkilendiklerini söylüyorlar. Bir üyesinin rol bile aldığı diziden ilham almaları sürpriz değil. Esas sürpriz her ne kadar klişe olarak görüleceğinden emin olsam da yapmaya çalıştıkları sınırsız dünya vurgusu. Ön yüzdeki semboller de bunu doğruluyor. Albüme adını veren şarkı ezan ile başlıyor, hallelujah tekrarlarıyla kapanıyor. Bir diğer şarkı Arabesque jazz hattında doğuyor. Broken tam anlamıyla gospel ağıdı. Daddy onların 2010 sonrasında keşfettikleri sakin ve ihtişam aramayan rüyalara dair soundlarına örnek. Orphans spotların üzerinde patladığı bir hit. Champions of the World o meşhur “sonrasında çok bozdular” denilen ilk üç Coldplay albümüne en yakın seyreden hat. Devam eden on altı şarkı boyunca bireysel silahlanmaya, şiddete, yaşamı karanlık yapan her şeye bir çift sözü var Chris Martin’in. Albümün ismi daha nasıl kutsanabilirdi, bilemiyorum. Belki fazla iyimser. Belki fazla umutlu. Belki fazla normal. Belki fazla temiz. Ama bir nokta var ki Coldplay temelleri yere sağlam basabilen, kendi içerisinde kompakt bir kayda imza atmayı başarıyor. Artık onlardan yeni bir Viva La Vida beklememeyi öğrendim. Çünkü zaman geçiyor ve bir daha hiç kimse, hiçbirimiz geçmişteki halimize dönemeyeceğiz. Coldplay bir makine değil. Dolayısıyla inişleri – çıkışları, üretim süreçlerine denk düşen evlilikleri, boşanmaları, depresif dönemleri, mutlulukları, hüzünleri ve ilk kez baba olmanın verdiği gururları hayatlarına dahil oldu. Biz de yıllar boyunca bu hayat yansımalarına dahil olduk, onların geçtikleri özetleri dinledik. Her albümde sıra dışı olmayı başardılar mı? Hayır. Bunu beklemek zaten haksızlık. Everyday Life ise Coldplay külliyatına klas bir ek olmayı hak ediyor. Dünyanın en zengin müzisyenlerinden dördü gün doğumunda ve gün batımında Ürdün’de sahne alıyor, şarkılarını kan ile yıkanmış Ortadoğu coğrafyasında haykırıyor. Everyday Life ile Coldplay yaşamın olağan döngüsüne tüm farklı kültürlerle birlikte dahil oluyor.    

Comments are closed.