“Dalgalanmalar olabilir ama biz buradayız”

Röportaj|

Borusan Müzik Evi bu yıl onuncu sezonunun içinden geçiyor. Alternatif ve deneysel hattın merkezindeki isimleri sahnesine dahil eden oluşumun geride kalan on yılını ve güncel adımlarını Borusan Müzik Evi direktörü Aydın Dorsay ile konuştuk. 

Onuncu sezonun içindesiniz. Özel bir çalışma yaptınız mı bu açıdan?

Bu seneye daha fazla özgün projeler koymaya çalıştık. Tabii on yıl olunca belli bir kitleye de ulaşmaya başladık. Sahne olarak biraz da yerimizi bulduğumuz için artık daha seçici davranabiliyoruz programımızı oluştururken. Zaten programa baktığınızda da alternatif isimlere ve projelere yer verdiğimizi de kolayca görebilirsiniz. Ek olarak ana akım sanatçıları da ağırlıyoruz burada elbette. Onlar da burada normalde denemedikleri, cesaret edemedikleri alternatif projeleriyle, denemeleriyle yer alıyorlar.

Bir sezonda kaç konser gerçekleşiyor Müzik Evi’nde?

Toplamda yirmi ya da yirmi bir konser gerçekleştiriyoruz. Özellikle son üç senedir bu şekilde yaptık. Bunun birkaç sebebi var. En önemlisi konserlerin BİFO ile çakışmaması gerekiyor ki kendi kurumumuz içinde bir çakışma yaşanmasın. İkincisi ise biz ufak bir ekibiz ve ancak bölünebiliyoruz. İşin niteliğini korumak adına konser sayısını bu sınırda tutuyoruz. Üçüncüsü ise ekonomik açıdan daha dikkatli adımlar atmaya çalışıyoruz. Bu nedenle de sezonda yirmi – yirmi bir konser bizim için ideal bir sayıl oluyor.

Sahne programınız senin de dediğin gibi oldukça alternatif bir hatta var edilmiş. Ülkedeki dinleyici kitlesini de göz önünde bulundurarak nasıl bir konumda değerlendirirsin program dinamiğinizi?

Davet edeceğimiz müzisyen yabancı ise onun daha önce Türkiye’de aynı sahne planında yer almamış olmasına dikkat ediyoruz. Ülkemizdeki müzisyenlere de şöyle diyoruz: “Buralarda çok başarılı başka mekanlar da var. Oralarda çıktığın düzende ve konseptte bize gelme. Bizimle daha farklı bir konsept yaratarak buluş.” Bu aynı albüm turnesi de olabilir. Albüm elektroniktir, bizde akustik çalarsın. Enstrümanları ters tutarsın, gibi. (Gülüyor) Teknik olarak da bir kapasite mevcut. Onu aşmaması gerekiyor.

İzleyici sayısı merkezinde kaç kişilik bir kapasiteden söz ediyoruz?

Alanlar bizim içinde bulunduğumuz binanın ikinci ve üçüncü katıdır. Tiyatro düzeni yaparsak yüz elli kişi, ayakta yaparsak iki yüz elli kişi kapasite mevcut. Bir de jazz konserlerine özgü masalı bir düzenimiz var. Orada seksen kişi misafir edebiliyoruz. Daha fazla alabiliriz, kapasiteyi artırabiliriz ama o zaman da seyircinin keyfini engellemiş oluruz.

— — —

“Bizim için burada önemli olan sanatçı ve seyircinin konserden keyif almasıdır. Konuklarımız da bizim bu yaklaşımımızı fark ediyor ve her sene artan bir ilgi gösteriyor.”

— — —

İlk başlarda ortalama yirmi – otuz kişinin katıldığı konserleri gerçekleştirirken bu sayı şimdilerde yüz – yüz yirmi bandına yükseldi. Konserlerin tarzları düşünüldüğünde bu rakamlar çok ama çok değerli.

Tarz meselesine illa jazz olsun ya da illa avangart olsun diye bakmıyorsunuz anladığım kadarıyla. Indie ya da modern pop da olabilir ancak dinamiğinde bir farklılık olmalı. Bakış açınız bu mudur?

Elle tutulur, gözle görülür bir farklılıktan değil ama hissedilebilir bir farklılıktan söz ediyoruz. En başka klasik müzik konserleri, resitaller de yapıyorduk. Ancak sonradan programdan çıkardık, çünkü o tarzın dinleyici kitlesinin mekan beklentisi buranın imkanlarının ötesindeydi. O yüzden zaman içinde seyirciden gelen geri dönüşlerle de programı değiştirdik ve yeniledik. Tarz olarak olabildiğince geniş düşünüyoruz. Bu konuda fikrini aldığımız müzisyenler var. Birlikte çalıştığımız ajanslar var. İşbirliği içerisinde imza attığımız seriler var. Ülkeler arası bile çalıştığımız oldu. Örneğin Almanya ile böyle bir proje yaptık. Burada New Sounds of Berlin yaptık. Orada ise New Sounds of Istanbul yaptık. Biz oraya müzisyenler taşıdık. Oradan buraya müzisyenler geldiler. Bu konularda da kapımız olabildiğince açık.

İstiklal Caddesi’nde birçok konser mekan kapandı ve cadde bir süredir dönüşüm içerisinde. Nasıl değerlendiriyorsunuz gelinen durumu?

Bugüne baktığımızda mutluyuz, diyebilirim. Kazılar vardı ve kapıyı açamıyorduk neredeyse. Ancak şimdilerde inşaattan kurtulduk. İyi anlamda bir yenilenme var. Genç nüfus burada. Avrupalı turistler de geliyor. Sonuçta bir konser mekanıyız. Binayı keşfeden birisi içerideki müziğe alıştığı zaman bağını sıkı tutuyor.

En başa dönerek bitirelim. On yıl önce tam da Avrupa Kültür Başkenti sürecini yaşıyordu İstanbul. Gelinen noktayı, bu on yıllık süreci nasıl değerlendirirsin?

Biz on yıl içinde koyduğumuz hedeflere ulaştık. Şartlar gereği bazı değişikliklere gitmek durumunda kaldık, bazen genişlemeye, bazen küçülmeye gitmek durumunda kaldık. On yılın genelinde ileriye bir gidiş söz konusu. İstiklal’de de öyle. Dalgalanmalar olabilir ama biz buradayız. Bu sokaktayız.

Comments are closed.