Douglas Dare – Milkteeth

Albüm Kritik|

Douglas Dare, Milkteeth uzunçaları ile üçüncü kez dinleyicisini selamlıyor ve bunu yaparken çocukluğuna dair anıları da mümkün olduğu en samimi haliyle bizlerle paylaşıyor.

Douglas Dare Londra’da yaşamasına rağmen Milkteeth’in kaydını büyüdüğü yer olan Dorset’e üç yüz kilometre uzaklıkta olan Margate’de yapmış. İlhamını çocukluğundan ve ailesiyle biriktirdiği hatıralardan alan Milkteeth ile beraber Douglas Dare kalbini dinleyicisine tam olarak açmış gözüküyor. Albümün neo-klasik tınıları ve pürüzsüz vokalleri o kadar içten ki kendinizi samimi bir arkadaşınızla sohbet ediyormuş gibi hissediyorsunuz. Size bu hissiyatı veren ise şarkı sözlerinin kalitesi. Dare, lafı fazla eğip bükmeden doğrudan dinleyiciyle iletişim kuruyor. Müzikal olarak belki bize aşırı bir yenilik sunmuyor fakat lirikal olarak oldukça zengin. Bunun bir örneğini albümün üçüncü parçası olan Heavenly Bodies’da görüyoruz. Dare kendisine şu soruyu yöneltiyor: “Ailem benimle gurur duyuyor mudur?”  Bir başarı elde ettiğimizde, iyi bir şey yaptığımızda ya da durduk yere hangimiz kendimize bu soruyu sormadık ki? İşte albümün samimiyetinin gücü buradan geliyor. Silly Games’in açılışında ise bize kelimelerle bir aile portresi çiziyor. Annesinin içeride tabakları yıkadığından, babasının hayvanlarla ilgilendiğinden ve erkek kardeşi ile kuzenlerinin kendisiyle oyun oynamadığından bahsediyor. Bu sıkılgan ortamda ise “saçma” oyunlar oynamasına rağmen o oyunları ne kadar çok sevdiğinden bahsediyor. İşte albümün samimiyetinin gücü dinleyiciyi yormayan ve doğrudan kurulmuş cümlelerden geliyor. The Joy in Sarah Eyes’da ise çocuksu özgürlüğü bir kenara bırakıp kadın olmanın özgürlüğüne vurgu yapıyor. Onu takip eden geçiş parçası olan The Stairwell ise kısa olmasına rağmen size hayal gücünüzle baş başa bırakıyor ya da bu yoğun sohbette size bir nefes almanız için zaman veriyor. Dare size bu fırsatı bir diğer geçiş parçası olan ve hüzün ve huzur arasında gezen The Piano Room’da tanıyor. Yukarıda bahsetmiş olduğum müzikal olarak bir yenilik tanımaması ise albümü zayıf kılan tarafı. Her ne kadar sizde uyandırdığı hissiyat lirikal olarak güçlü olsa da ortaya çıkan çalışmanın sizi müzikal olarak da yakalaması gerekiyor. En azından ben bu düşüncedeyim. Toparlamak gerekirse şarkı sözlerinin gücü maalesef müzikal olarak eşleşmiyor ama buna rağmen albüme başarısız demek büyük haksızlık olur.

Comments are closed.