Ekin Beril – Dualite

Albüm Kritik|

Ses getiren cover ve acapella performanslarıyla spotları üstüne çeken Ekin Beril sınırlarını genişletip kendini keşfetme yolculuğuna çıkıyor. Kendine özgü tavrıyla gerçekliği ve ikilikleri sorguluyor. Yaratıcı içgörüsünü akıttığı tematik anlatı Dualite’de ilerleyişine ivme kazandıran on üç şarkıya kulak veriyoruz.

Prodüksiyon aşamasında Caner Anar (Playjoy) ile birlikte çalışan Ekin Beril bir yıllık sürecin ardından kendi yazıp bestelediği şarkılarla çıkıyor karşımıza. İki ayrı kutbu var uzunçaların. Bir yandan elektronik etkileşimli synth dokunuşları ağır basıyor, bir taraftan ukulele ezgileri ulaşıyor kulaklarımıza. Kontrastların izinden gidiyoruz. Zayıf halka olarak algılanabilecek değişken şarkı geçişleri müzisyenin anlatmak istediklerinin özünü temsil ediyor. Yaratma güdüsünü albümün her noktasına aksettiriyor Ekin Beril. İç dünyasının kapılarını açıyor, sorular birer birer yüzeye çıkıyor. Herkesin farklı yanıtlarla çıkageldiği tanıdık sorulardan besleniyor. Aklındakiler sabırsızca açılış şarkısında dökülüveriyor ağzından. “E emin olmazsam ne anlamı vardı düşünmenin? / Zaman bi’ göstergesi miydi değişmenin? / Bi’ hafızadan ibaret miydi beyin? / Yalnızca izliyor muyum bu geleceği?” Sırada albümün enerjisi en yüksek ve en keyif dolu şarkısı var. Uzayın Dibi döngüler halinde yol alan elektronik yapıları ile ışıldıyor. Dualite’de somut ve soyut bir noktada birleşip birlikte akıyor, ikilikler birbiriyle iç içe geçiyor. Karanlığın ve belirsizliğin şarkısı Deli Bir Dünya’nın ardından Petrichor ile değişken bir hale bürünüyoruz. Hüznü yoğun ama bir o kadar da huzurlu bir ruh hali bu. İlerledikçe janr sınırları muğlaklaşıyor. Parçalar arası geçişlerde savrulmuyoruz çünkü albümün kendi içerisinde bir düzeni var. Ukulele tınılarıyla bezeli Ercüment samimiyetiyle gülümsetiyor. Şarkılara sirayet eden enerji yükü de oldukça dengeli. Temposu yüksek Ha Ha ile enerjimiz hiç düşmezken, Sakin synthlerin ve elektronik dokunuşların hakimiyetinden yakalıyor bizi. Kapanışı gerçekleştiren Hiç Olmasak sadeliği ve dinginliğiyle kalbe işliyor. Sorgulayıcı tavrına karşın bir boşluk algısından ziyade içten bir gerçeklik hissiyatı ile ayrılıyoruz Ekin Beril’in kurguladığı evrenden. Günlük hayatımızda sarsıcı bir kırılma yaşayıp kendi kabuğumuza çekildiğimiz şu günlerde, içimizdeki bitmek bilmeyen gürültüyü dindiriyor Dualite. Ekin Beril nitelikli bir işe imza atarak kariyerine “daha yeni başlıyoruz” notunu düşüyor.

Comments are closed.