Foster the People – Sacred Hearts Club

Albüm Kritik|

“Foster the People ile ilgili önemli olan şeylerden biri de birçok değişik müzik tarzından parçaları bir araya getirmesi ve onları birbirine karıştırması.” demişti Mark Foster. Grubun 2011 tarihli çıkış uzunçaları Torches’ı diğerlerinden ayıran da buydu tam olarak.

Geniş kitleye hitap etmeyi sürdürürken farklı tarzları o kadar iyi harmanlamışlardı ki daha önce hiç yapılmamış bir sound elde etmişlerdi. 2014 tarihinde gelen Supermodel ise grubun bu özgün soundundan biraz daha uzaklaşarak gitara ve karanlık sözlere yöneldikleri bir süreçti. İlk dinleyişte nefret ettiğiniz, ancak dinledikçe bir bütün haline gelen kayıtlardan oluşuyordu albüm. Yeni uzunçalarları Sacred Hearts Club ise bu iki albüme dönüp baktığınızda tam bir hayal kırıklığı. Grubun Torches’a geri dönmek için kıvrandığı ancak Supermodel’a da selam çakmadan geçemedikleri bir kayıt bütünü. Bu bileşimden ortaya harika sonuçlar çıkabilirdi ancak Mark Foster ve arkadaşları her şeyi denemek için o kadar çok çabalıyor ki albüm bir bütün olmaktan çıkıyor. Açılışı hip hop esintili Pay the Man ile yapıyorlar. Hemen ardından ilk single Doing it for the Money ile karşılaşıyoruz. Şarkı grubun radyosever hit yapmak için yazıldığı belli olan şarkıları arasında en dinleyici dostu olan. Sit Next to Me, SHC, I Love My Friends gibi diğer pop kayıtlarının sıradanlığı ve sıkıcılığının yanında parlıyor albümün ilk yarısında. Albümdeki tarz değişiklikleri arasındaki geçişi sağlamak için kısa şarkılar tercih etmiş grup. Ancak ne Orange Dream ne de Time to Get Closer albümdeki kopukluğu saklamak için yeterli. İkinci yarıda ise Jena Malone işbirlikli Static Space Lover ve grubun önceki materyallerine döndüğü Harden the Paint ile albümü dinlerken yaşadığınız sancılar birazcık diniyor. Bir diğer single Loyal Like Sid & Nancy ise bu sene içinde duyduğum en kötü kayıtlardan biri olabilir. Indie rock gruplarına özendikleri Lotus Eater ise sizi klişelerle sarmalayıp boğabilir. Foster the People belki de türsüzlük akımına fazla kaptırdı kendini ve şu anda hangi yöne gidecekleri konusunda kararsız. Umarım en yakın zamanda karar verirler çünkü bu albüm bu sene dinlediğim büyük albümler arasında açık ara en kötüsü.

Comments are closed.