Green Day – Father of All Motherfuckers

Albüm Kritik|

Albümdeki on şarkıyı dinlemek toplam yirmi yedi dakikanızı alıyor. Yani grubun gelmiş geçmiş en kısa albümü bu. Her iki açıdan da hayal kırıklığı. “Bitse de gitsek” der gibi kaydedilmiş sanki.

Eskiden kasetin dışında kalan ambalajı yırtarken duyulan heyecanlarımız vardı. CD’lere geçildiğinde de bu heyecan değişmedi aslında. En sevdiğimiz grubun yeni albümü ne zaman çıkacak diye bekler, eski şarkıları yad etmek için discmanlerimize abanırdık. O da zaten bir walkman olamadı, aslına bakarsanız. Ters döndüğünde çalışmazdı çünkü. Green Day dendiğinde kesik kesik görüntüler resmi geçit yapıyor. Benim için mesele Fındıklı’dan fakültemin bulunduğu Beşiktaş’a doğru uzanan ağaçlı yolda yürüyüp American Idiot’u defalarca başa sarmaktan ibaretti mesela. Zaten mp3 çalarlar da o yıllarda çıkmıştı. iPod diye bir şey henüz yoktu. Bunları hatırlamak güzel. Green Day’in yeni albümü Father of All Motherfuckers’ı dinlerken tam da böyle hissettim. Yirmili yaşlarımın en kaotik günlerine, üniversiteye giden ağaçlı yola, ders bitince elimi attığım discmanime, Winamp’a attığım Green Day şarkılarına doğru savruldum da savruldum. Şimdi kırklı yaşlarının sonunda olan Billie Joe Armstrong, Mike Dirnt ve Tré Cool’dan oluşan Green Day daha da gerilere doğru savrulmuş. ’60’ların garage rock sounduna doğru bir selam çakmışlar. NME’ye verdikleri röportajda ’50’lerdeki Little Richard, ’60’ların garage rockçıları The Sonics, Motown efsanesi Martha and the Vandellas, çizgi film grubu The Archies ve İngiliz glam rockçılar Mott The Hoople’dan etkilendiklerini söylemişler mesela. İlginç olansa bugüne kadar politik duruşları ve şarkı sözleriyle tanıdığımız Green Day’in bu albümde böyle bir topa girmemiş olması. Sorulduğunda ise “Bu albüm hiçbir şeyi sallamamanın bir hayat tarzı olması üzerine” demekle yetiniyorlar. Fire Ready Aim, Meet Me on the Roof ve Oh Yeah özlediğimiz Green Day tınılarını bize verebilir ama insan yine de düşünmeden edemiyor. Bush döneminde yayımlanmış American Idiot grubun kariyerini baştan aşağı değiştirir ve tanımlarken Trump dönemindeki Amerika Birleşik Devletleri’ni bize anlatan bir yeni Green Day albümü gelseydi fena mı olurdu? Bu yüzden işte, albüm biter bitmez “Haydi bir Basket Case ve bir American İdiot patlatayım da öyle gideyim” diyor insan.

Comments are closed.