Harry Styles – Harry’s House

Albüm Kritik|

Harry Styles duruşu, tavrı, hayata bakış açısı ve cinsiyet kalıplarını yıkan stiliyle belki de 2020’lerin en önemli pop yıldızlarından biri. Günümüz gençliğinin sınırsız ve özgür dünyasını en iyi o yansıtıyor. Daha dün gibi izlediğimiz X Factor yarışmasında keşfedilip One Direction’a uzanan yolculuğu dahil, Styles bugün solo kariyeriyle günden güne daha da parlıyor.

Styles, üçüncü solo albümü Harry’s House öncesinde yaptığı Watermelon Sugar, Adore You ve Golden gibi hitleriyle zaten çıtasını bir hayli yükseltmişti. Grammy ödüllü Fine Line’ın devamı niteliğindeki yeni albümü Harry’s House işte bu yüzden merakla bekleniyordu. Tam iki yıl boyunca yaşadığımız karantina döneminde hiç olmadığı kadar önem kazanan “ev” kavramı bu albümde de başrolde. Harry, dinleyicilerini evine çağırmış gibi hissettirmek istemiş. Gündelik durumlar, inişli çıkışlı duygular, üstü örtülü de olsa cinsel referanslar; aşk, özlem, hüzün ve partileme istekleri baş köşede. Bu albümde yine Styles’ın takıntılı olduğu bir fikir daha var: O da yemek! Albümde geçen yemek göndermelerine inanamazsınız. İlk şarkı Music for Sushi Restaurant mesela; kızarmış pilav, dondurma ve kahveden bahsediyor. Albüm boyunca bal, krep, üzüm suyu, kırmızı şarap, zencefilli gazoz, çay ve tost, Akçaağaç şurubu, kahverengi haşhaş ve yumurta sarısı kulak verirseniz duyabileceğiniz bazı yemek referansları. Harry’s House içinde 70’ler ve 80’lerin funk hissi çok belirgin. Sosyal medyada büyük ilgi gören As It Was Styles’ın kariyerinin en önemli şarkılarından biri oldu bile. Bu kıvamda, yani ’80’ler indie synth pop kulvarında çok şarkı yok ama. Late Night Talking, Daydreaming, Matilda ve Music for Sushi Restaurant albümün öne çıkan şarkıları. James Corden’la klip yaptıkları Daylight da çok tatlı bir şarkı. “Eğer bir mavi kuş olsaydım, sana doğru uçardım / Sen kaşık olurdun, seni bala batırır ve böylece sana yapışırdım” dizeleri başka kimseye bu kadar yakışmazdı herhalde. Mavi kuşların umudun, sevginin ve yeniliğin sembolü olduğu ve her zaman birbirlerine geri uçtukları söylenir. Harry giden sevgilisinin ardından günışığına küfrettiğini söylüyor ama umut etmeyi de bırakmıyor anlaşılan. Harry’s House şarkıları iyimser, dinleyeni memnun eden, alçakgönüllü, yormayan şarkılar. Ama yine de dinlerken eksik kalan bir şeyler var. Ya sözlerde, ya da hikayenin bütününde bir yarım kalmışlık hissediliyor. Styles’ın meşhur Wet Leg coverı Wet Dream’i izlediğimde bunu düşündüm. Bu yer yer çekingen tavrından ziyade onu daha keskin köşeli şarkı sözleriyle, daha vahşi, daha cüretkar şarkılarla dinlemek istediğimi fark ettim. Wet Dream’deki gibi yani, biraz kışkırtıcı, biraz alaycı. Harry Styles bu albümde pek de öyle bir tavırda değil. 

buy cheap kamagra online

Harry Styles’ın Harry’s House adını taşıyan yeni stüdyo uzunçaları 20 Mayıs ’22 tarihinde Sony MUsic / Columbia Records aracılığıyla yayımlandı.

 

Sonuç olarak 2020’lerin en önemli popstarlarından biri olan Styles’ın daha da parlayacağı, hatta ışığıyla bizi kör edeceği günlerin geleceğine eminim. Her şeyin doğru bir zamanı var, Styles da bunu biliyor olmalı.

Comments are closed.