Hedonutopia – Arzu Utopyası

Albüm Kritik|

Arzu Utopyası ile Hedonutopia akışı değiştirmeye çabalarken gelen yorgunluk hissini anlatıyor. Buğulu melodileriyle yılın en iyi albümlerinden biriyle karşı karşıyayız.

İzmir çıkışlı Hedonutopia, Türkiye’nin önde gelen gruplarından biri olarak çoktan kendisini kanıtladı. Her sene seviyeyi daha da yükselttikleri yarım saatlik albümleri ile herhangi bir tarzda kategorileştirilemeyecek duygu müziği yapmalarının da en sevdiğim özellikleri olduğunu söyleyebilirim. Yeni albüm Arzu Utopyası (hemen belirtelim bu grubun adının anlamı aynı zamanda) ile kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hedonutopia’nın müziğinin fazla düşünen yalnız şehir insanının soundtrack kaydı olarak tanımlayabilirim. Olgunluk seviyesine ulaştıkları yeni albümlerinde de bu durum değişmiyor. Her zaman bir kaçma ihtimali, mekanlarda ıssızlaşan insan duyguları ve mücadeleden yorulmanın getirdiği hissizleşme ön plana çıkmaya devam ediyor. Uğultu’da “Sen bir uğultusun, uzakta bir yerdesin” derken tam da bundan bahsediyorlar. Daha da kötüsü, herkes bir uğultu ve aslında kocaman bir ekosistemin parçasıyız. Albümün genelinde bu tema etrafında anlatılan bir hikâye bulabilirsiniz. Dayansam da ile başlayan bir direnme hikayesi otuz üç dakikalık bir maceranın sonunda kaderini kabullenmeye ve her şeyi akışa bırakma hissine doğru evriliyor. Albümün ortalarına geçiş kaydı olan Kördüğüm, bu senenin yerli sahnedeki en iyi kayıtlarından biri. Muhteşem bir synthesizer altyapısının üzerine insanı derinden yakalayan gitar riff’leri ve çaresizlik hissi ile kocaman bir bina inşa ediliyor. Kadıköy’ün Rasimpaşa’sı da albümün ortalarında kendine yer buluyor. Günlük hayatın en temel parçalarından biri olan mekanların ve şehirlerin insanlarda anlamsız bir mutluluk ya da nereden geldiği belli olmayan bir endişe hissi yaratması her zaman şaşırtmıştır beni. Rasimpaşa ile Hedonutopia dünyasında mekanların yerine tanıklık ediyoruz böylece. Albümün sonlarına doğru gelen Al Beni ile neden olduğu bilinmeden bir anda içten gelen yalvarma hissi ile karşılaşıyorsunuz. Albümün kapanışını ise İşimiz Güneşe Kaldı ile yapıyoruz. Mücadele etmenin hiçbir şeyi değiştirmediği gerçeği ile yüzleşip sıkı sıkı tuttuğunuz ipi yavaşça yere bırakıyorsunuz. Hedonutopia’nın dördüncü uzunçaları Arzu Utopyası bu senenin yerli sahnedeki en iyi işlerinden biri olmasının yanı sıra insanı sürükleyen melodileri ile dinleyiciye melankolik bir yolculuk vadediyor. Yerli sahneyi takip edenlerin mutlaka tekrar tekrar döndürecekleri bir albüm olduğunu söyleyebilirim.

Comments are closed.