“Hepsi teker teker yolunu bulur”

Röportaj|

Yılın bu kapanış günlerinde Lara Di Lara yeni albümü Sudaki Çığlık kapsamındaki ilk konseri için Zorlu PSM %100 Studio’da canlı performans sergileyecek. 24 Aralık cuma akşamı gerçekleşecek konser öncesi müzisyene ulaştık (Röportaj: Samime Çağlar)

Ailenizin müzik ve sanatla iç içe olması bu günlere gelirken hiç şüphesiz sizi besleyen bir durum olmuştur; lakin en başta müzisyen olmayı düşünmediğinizden bahsetmiştiniz. Müzik sınavının karşınıza çıktığı ve hayatınızın müzik olacağını fark ettiğiniz o zamanın hislerini bizimle paylaşabilir misiniz?

Bunu aslında zamanla anladım. Müzisyen ve sanatçı bir aileye doğup büyümek bilinçaltı mutlaka etkili olmuştur ama evet ben de müziği bir hayat biçimi olarak yaşayacağımı ya da okulunu okuyacağımı düşünmüyordum. Başka şeyler okumak üzere bir yola girmiştim ki karşıma yetenek sınavı çıktı. İçimde bir hisle bir dürtüyle girdim sınava. Ne olacağını çok düşünerek değil yani. Geçince de bu fikir hoşuma gitti ve kendimi müzik bölümünde buldum. Bu seçimimden her zaman çok mutluyum. Girdiğimde aslında çok da bilinçli olarak, kendim için ne kadar doğru bir seçim yaptığımın pek farkında değildim bence ama zamanla içine daha da çok girdikçe bir daha başka bir şeyi düşünmedim.

Söz yazarlığınızın insan ilişkilerinden beslendiğini görüyoruz. Peki Dilara bu ilişkilere nasıl yaklaşıyor? Genelde gözlemci misinizdir yoksa iletişimleri istediğiniz doğrultuya yönlendirmeyi mi tercih edersiniz?

Genel olarak epey gözlemciyim sanırım. Kendim de içinde olmayı seviyorum tabii ki hayatın ve yaşananların. Ama söz yazarlığına illa birebir kendi deneyimlerimden yola çıkarak etki ediyor demek değil tabii ki.

İlham aldığınız doğa, şarkı ve kliplerinizde kendini gösteriyor. Günümüz dünyasında insanlar olarak doğadan bu kadar uzaklaşmışken siz onunla yakınlığı nasıl sağlıyorsunuz?

Doğadan uzaklaşılıyor olması beni mutsuz eden bir durum olsa da hayatın (özellikle şehir hayatının) evrilişini görmek ilginç geliyor. Bunu doğru bulduğum için söylemiyorum, kaçınılmazı yaşamak tuhaf bir şey. Kendi adıma doğadan kopamıyorum. Mutlaka denize, ormana, toprağa yakın duruyorum. Küçük küçük kutuların içinden çıkmamız lazım ara sıra hiç değilse. Ben yakınlığımı bizzat toprağa basarak, suya girerek koruyorum. Bizim de doğanın bir parçası olduğumuzu unutmadan yaşıyorum.

Üretim süreciniz nasıl geçiyor peki? Sizce ilham beklenir mi yoksa “oluşturulur” mu?

Yanımdaki deftere, yoksa telefonumun not kısmına her bir şeyler karalamak… Bu birikenler bazen söz olur, bazen müzik. Topladığım fikirleri daha sonra evimde bir gitar veya piyano ile oturtup bilgisayar başında geliştiririm. Kendi sürecimden sonra bir prodüktörle çalışacaksam o sürece girerim, kaydını almak istediğim müzisyenleri bulurum ve böylelikle müzik kısmı tamamlanır. Müziğin paralelinde bir de daha teknik kısımları yönetmek var tabi. Kapağı nasıl olacak, fotoğraf varsa kim çekecek, tasarımı kim yapacak… Hepsi teker teker yolunu bulur ve sonucunda dinleyiciyle buluşan bir single veya albüm çıkar.

 

Üretmek benim benzinim ve aynı zamanda görevim. Becerim buysa, seçtiğim şey buysa, başta kendim sonra da evren için yapmam gereken şeydir. Her defasında üstüne ekleyerek, geliştirerek ve genişleyerek.

 

İlham tuhaf bir konu. Bekleyerek beklenmez, zorlayarak oluşturulmaz gibi geliyor. Hali hazırda çalışan bir motor gibi olup, o esnada bazen bilinçli bazen bilinçaltı ilham gelebilir. Ama bomboş sadece bir ara ilham gelir diye beklemek sonsuz bir bekleyişe döner kanımca. İlham sanki doğal akışında, yine işleyen çalışan bir motorsan oluverir. Bilgi, birikim, araştırma, sabır, disiplin, inanç ve istekle ilham zaten vardır.

Ürettiklerinizi seyircinizle paylaşmak ve onların tepkilerini canlı canlı görmek çok değerli. Sudaki Çığlık’ı 24 Aralıktaki performansınızla hep birlikte deneyimleyeceğiz. Sesten görüntüye bir deneyim tasarladığınız bu süreçte kimlerle çalıştınız?

Benim için sanırım en güzel kısmı bu yaratım sürecinin. Hep birlikte yaşıyor olduğumuzu müzik yoluyla anlamak ve farkına varmak müthiş bir duygu ve hayat için çok etkili, etkileyici bir durum. O anlar ve çıkan sesler orada ilk ve son defa gerçekleşiyor fakat belkide ömür boyu etkileyecek bir anlar topluluğu olabiliyor. Ne acayip! 24 Aralık’ta, pandemiden dolayı neredeyse bir buçuk sene beklemek durumunda kaldığım Sudaki Çığlık albümümü ilk defa tamamıyla, çok sevdiğim müzisyen dostlarım ve ekibimle canlı çalacağız. Benim için çeşitli sebeplerden dolayı önemli bunu yapmak.

 

En başta albümün bir döngüsünü  tamamlamış olacağım. Yarattığım dünyayı canlı canlı dinleyicilere bırakacağım. Kim neyi almak isterse onu alabilecek, neyi vermek isterse de onu verebilecek.

 

Bu bekleyişi daha büyük bir deneyimle kutlamak istediğim için, görsel olarak da desteklemeye karar verdim ve muhteşem insanlarla çalıştım. Görsel dünyanın yaratıcı tarafında Atıl Aggündüz, Piknik Works, Catchy Collective, Afterwork, Salih Balta, Kerem Duran ve Kadir Akyavaş ile harika bir ekip kurduk. Sudaki Çığlık dünyasını ve daha fazlasını yaşamak için merak edenleri 24 Aralık Zorlu PSM %100 Studio’daki konserime bekliyorum.

Son olarak yakın gelecekte sevenlerinizi neler bekliyor diyebiliriz? Bizimle paylaşabileceğiniz projeleriniz var mı?

Singlelar, yeni bir albüm, birkaç çok heyecanlandığım şimdilik gizli proje ve Kamufle ile yeni bir albüm var.

Cevaplarınız için çok teşekkürler, sevgiler

Rica ederim. Konsere bekliyorum. Sevgiler.

Comments are closed.