“Kendimize dair çok şey öğrendik”

Röportaj|

Montreal merkezli indie rock topluluğu Half Moon Run geçtiğimiz günlerde Zorlu PSM’de sahne aldı. Avrupa’yı turlamakta olan ekip ile İstanbul konserinin hemen öncesinde kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Hadi başlayalım. 

İstanbul’dan selamlar. Öncelikle BacktotheSound’a röportaj verdiğiniz için teşekkür ederim. Sanırım şu an turdasınız. Nasıl gidiyor?

Evet, şu anda Almanya’dayız ve gerçekten iyi gidiyor. Sahneye geri dönmek ne büyük bir heyecan! Avrupa’dayız işte. İki yıllık iptallerin ardından yeniden. Avusturya’nın Linz kentine gideceğiz ve sonra ertesi gün İstanbul’a uçuyoruz. 
Bu turnede en çok beklediğimiz yer İstanbul.

Evet, bu ay İstanbul’da sahne alacaksınız. Bu konser hakkında söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Evet kesinlikle! Bu bizim Türkiye’ye ilk gelişimiz olacak. Her zaman dört gözle bekliyorduk. Tam olarak ne yapacağımdan emin değilim. Dürüst olmak gerekirse sadece bekliyoruz. Ama sahneye çıktığımızda ne yapmamız gerektiğini de biliyoruz. Konserden sonra şehirde birkaç gün tatil yapacağız. Bu yüzden sabırsızlanıyoruz. İyi bir restoran arıyoruz. Oraya geldiğimizde tavsiyelere açığız.

Dünya son iki yıldır pandemi dönemini yaşıyor. O dönem sizin için nasıldı? Ne yaptınız?

Şanslıyız çünkü hala yazabiliyoruz ve birlikte müzik kaydediyoruz. Rutinlerimiz gerçekten pandemi sırasında çok değişti. Pandemi sırasında kendimize dair çok şey öğrendik. Şimdi ise yeniden yolda olmak güzel.

Grup nasıl bir araya geldi?

İster inanın ister inanmayın, bizi bir araya getiren çevrimiçi bir reklamdı. 2009’un sonlarında hepimiz Montreal’deydik. Çeşitli projelerin peşinde koşmaya çalışıyorduk. Müzisyen arayan bir reklam firmasına çevrimiçi yanıt verdikten sonra her şey değişti. Başından beri birlikte harika bir kimyamız vardı. O zamandan beri, hayatımızı adadık bu gruba.

Grubun adının arkasındaki hikaye nedir?

Soyut bir anlamda, sükûnete atıfta bulunur. Ortak bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelen farklı ruhlar. Amaç neredeyse sahip olduğunuzu keşfetmektir.

Şimdiye kadar toplam üç stüdyo albümü yayımladınız. Geriye dönüp baktığınızda benzerlikleri nasıl görüyorsunuz ya da bu albümler arasındaki farklar hakkında ne söylersiniz?

Evet bu zor bir soru çünkü bu şekilde geriye bakmak için direniyorum. Bu belki de bir müzisyen için değil de bir müzik eleştirmeni için iyi bir soru. Ama bariz benzerlikler tabii ki var. Üç parçalı armoniler, dinamiklerin dikkatli kullanımı ve güzelliğin melankoli duygularıyla harmanlanması. Bunu söyledikten sonra, her şarkıya yaklaşmaya çalışıyoruz. Tekrar etmekten kaçınmak için mümkün olduğunca fazla yeni enerjiye ulaşmaya gayret ediyoruz.

Sırada ne var?

Kesinlikle yeni bir albüm. Üzerinde çok çalışıyoruz. Elbette yeni turneler. İçerisinde Türkiye’nin de olacağı.

Comments are closed.