“Kendimle baş başa kalınca hayallerimi hatırladım”

Röportaj|

Söz yazarı, besteci ve aranjör Min Taka adını bir yıldız sisteminden alıyor. Onun müzikle ilişkisi 2007 yılından 2012’ye kadar yer aldığı TRT Çocuk Korosu’na kadar uzanıyor. Aya İrini, Lütfü Kırdar gibi önemli konser salonlarında solist olarak yer alan sanatçı, London College of Music’de Müzikal Tiyatro dalını üstün başarı ile bitiriyor.

Muscoril isimli debut single çalışmasını bu yılın ilk çeyreğinde servis eden genç müzisyen ile gerçekleştirdiğimiz röportaj hemen aşağıda sizi bekliyor.

Merhaba. Öncelikle nasılsınız? Son günlerde neler yapıyorsunuz?

İyiyim bence. Kendime güzel bir rutin yaratmaya çalışıyorum ama zorlandığımı hissediyorum. Son günlerde, yurtdışından gelen arkadaşıma İstanbul’u gezdiriyorum, gelecek konserlerim için provalar yapıyorum ve ders vermeye devam ediyorum.

Neredeyse son iki yıldır COVID-19 salgını ile birlikte yaşıyoruz. Bu süreç kişisel yaşamınızda önemli ve keskin kararlar almanıza yol açtı mı?

Kesinlikle. Min Taka’yı pandemi döneminde yarattım. Uzun bir süredir müzisyenlik yapıyordum ama kendi şarkılarımı çıkarma cesaretini kendimde bulamıyordum. Bu süreçte kendimle bu kadar baş başa kalınca hayallerimi hatırladım ve Min Taka doğdu. Bu süreç ne kadar doğal bir şekilde oluşsa da önemli ve keskin kararların sonucuydu.

Pandemi döneminde yaşadığınız zorlukları bir müzisyen olarak nasıl açıklarsınız?

Hem sanatçı, hem öğretmen, hem de öğrenci olduğum bir dönemdi. Bütün bunları online bir şekilde gerçekleştirmenin tabii ki zorlukları vardı fakat benim için bu zorluklar bir şekilde avantaja dönüştü.

 

Yaptığım meslekte çok yönlü olmanın önemini anlamış oldum. Eğer o dönemde bu kadar çok şeyle uğraşmıyor olsaydım muhtemelen bir boşluğa düşerdim.

 

Yıl içerisinde yayımladığınız single çalışmalarıyla ilerleyişinizi sürdürüyorsunuz. Müziğinizi var ederken ilham aldığınız spesifik noktalar var mı?

Başka müzisyenlerden ilham alıyorum ve kendime farklı şarkılardan bir ilham playlist’i oluşturuyorum. Buna ilk başladığımda suçluluk duyuyordum, farklı öğelerden ilham almam gerektiğine inanıyordum ancak sonra bunda hiçbir sakınca olmadığını anladım. (Gülüyor) Dikkat ettiğim spesifik noktalar ise genellikle şarkıların prodüksiyonunda oluyor.

Son single çalışmanız Ayıp’ın ortaya çıkış süreci nasıl gerçekleşti? Şarkının hikayesini sizden duyabilir miyiz?

İstanbul Sözleşmesi feshedildiğinde, hislerimi ve düşüncelerimi kendimce aktarmak istedim. Bunun sürecinde de Ayıp’ın sözlerini yazdım. Sözleri yazarken ne kadar çaresiz hissetsem de, kendimi bu konuda ifade edebilmemin beni özgürleştirdiğini keşfettim. Bu nedenle ağır hislerimi, eğlenceli bir parçaya dönüştürmüş oldum. Müziğini ve melodisini ise henüz parçanın sözleri oluşmadan, en yakın arkadaşım ve prodüktörüm Arsan Salaryfar ile yaptığımız bir doğaçlama sonucunda yazdık.

Bundan sonraki dönemde planlarınız neler?

Plan ve hayallerimde bol bol sahneye çıkmak var. Min Taka olarak ilk konserimi 19 Kasım’da Küçükçiftlik Park’ta vereceğim. Bundan sonraki dönemde de olabildiğince konser vermek isterim. Bunun dışında ileriki dönemde bir EP yapma planım var.

Son olarak son zamanlarda en çok dinlediğiniz 5 şarkıyı bizimle paylaşır mısınız?

  • Dillalude #2 – Robert Glasper
  • Ritual Union – Little Dragon
  •  Loner – Kali Uchi
  •  1500 – Mert Demir, Tolga Akdoğan
  •  Weird Fishes – Radiohead

Comments are closed.