“Konserden bağımsız Salon’a geliyorlar”

Röportaj|

Sonbahar ile birlikte şehirdeki müzik tekrar mekan konserlerine doğru yaklaştı. Tam bu süreçte Salon IKSV’den Deniz Kuzuoğlu ve Egemen Eti ikilisiyle buluştuk. Masada yeni sezon programı, konserler, müzisyenler ve tabii müzik vardı.   

İlk olarak Gezgin Salon’dan başlamak istiyorum. Yanlış hatırlamıyorsam birkaç yıl önce Küçükçiftlik Park’ta bir çadır konseri olmuştu.

Egemen Eti: Evet, Ane Brun konseri. Onun organizasyonunu biz yaptık ama IKSV konseri olarak geçti o. Direkt Salon kapsamında değildi.

Gezgin Salon’un bu Beykoz’daki Kiasmos afişlerini görünce o yılki Ane Brun konseri geldi aklıma ve “galiba temeli oradan atıldı” diye düşündüm. Gezgin Salon’un ilk kıvılcımı Brun olabilir mi?

Egemen: Evet, o ilk denememizdi aslında. Sonra araya zaten iki-üç sene girdi.

Deniz Kuzuoğlu: Tabii.

Egemen: Gezgin Salon’u Deniz’le biz burayı devraldığımızda tekrar gündemimize getirdik.

Deniz: Biz dışarıda bir şeyler yapmak istiyorduk. Uzun süredir aklımızdaydı. Ane Brun’de gördük bunu yapabildiğimizi rahat bir şekilde. Çünkü konserlerine burada başlayıp İstanbul seyircisiyle tanıştıktan sonra büyüyen bir sürü insan var. Aynı zamanda buraya sığdıramadığımız isimler var. En azından senede bir defa dışarıya çıkalım, bir açıkhava konseri yapalım ya da büyük kapalı bir yerde konser yapalım dedik. İşte 10 Eylül’de Kiasmos’la kısmet oldu.

Egemen: Bir önceki sene aslında yapmayı düşünüyorduk ama hani malum şartlar sebebiyle ertelemek zorunda kaldık. Bu sene yaptık, gayet memnun da kaldık. O yüzden mümkün mertebe devamını getireceğiz.

Yeni sezondan beklentileriniz nedir? 

Deniz: Son bir sürprizimiz oldu. Wild Beasts’in son İstanbul konserine ev sahipliği yapacağız. Geçen sene bilet rekoru kırdık ve her ne kadar zor zamanlar olsa da iyi bir isim açıklandığında insanların o evden çıkıp geldiğini gördük. Yeni sezondan beklentilerimiz biraz daha üstte, çünkü artık insanlar yavaş yavaş daha fazla sokakta olduğunu görüyoruz. Özellikle bu sezon girişinde Beyoğlu’ndaki hareketi de gördük. Geçen seneki gibi değil.

Programı hazırlarken aklınızda olan neydi?

Deniz: Programı yine elimizden geldiğince buraya uzun süredir getirmek istediğimiz, daha önce gelmiş ama tekrar konuk etmek istediğimiz isimlerden bir seçki şeklinde ortaya çıkardık. Mart ayından bu yana üzerine çalışıyoruz diyebilirim. Programın büyük kısmı temmuzun başında şekillenmişti. İyi bir sezon bekliyorum. Sadece konserlerin değil, öncesi ve sonrasında hareketli geçtiği bir sezon olacak.  

Babylon, Zorlu PSM, Garaj ve diğer mekanlar da sezonu oldukça hareketli açtılar. Bunu işin bizzat içindeki insanlar olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Deniz: İyi hareketler birbirlerini etkiliyor. Zorlu’daki iyi bir iş bizim de seyircimizi harekete geçiriyor. Onlar ordan çıkıp bizim tarafa gelebiliyorlar. Bizden çıkıp oraya gidebiliyorlar. Beyoğlu’nda zaten mekanlar tekrar hareketlendi. Biraz ileride Babylon var, buradan oraya gitmek oldukça kolay. Bu çevrede bir hareket var ve bu değerli.

Egemen: Bu yılın iyi olacağını, önümüzdeki yılın ise daha da iyi olacağını düşünüyorum. Salon olarak bizim avantajımız sekizinci yılında artık iyice her şey yerine oturduğu için insanlarda sanırım bir güven de oluştu. Yaklaşan herhangi bir konsere tamamen hakim olmasa bile konserden bağımsız Salon’a geliyor insanlar. Tabii bu bize de güven kazandırdı. Bu güvenle daha cesaretli şeyler yapabilmeye başladık. İnsanlar da onun karşılığını verdiler. 

Ülke gündemi, dünya gündemi kimi zaman kültür-sanat faaliyetlerini durma noktasına getiriyor. Şunu merak ediyorum, özellikle geçen yıl yaşanan olumsuz süreçler sizin gruplarla iletişiminizi nasıl etkiliyor? Buraya bir ismi davet ettiğinizde iknada zorladığınız oluyor mu?

Deniz: Geçen sene yaz aylarında yaşananları yurt dışına açıklamak zordu.  

Egemen: Çünkü biz bile anlamamıştık.

Deniz: Evet. Bir de tabii burada yaşamayan insanların burada tam olarak neler olduğunu mantık çerçevesinde değerlendirmesi çok kolay değil. Ama iletişimi asla koparmadık. Ne sorarlarsa sorsunlar her zaman dürüstçe cevap verdik biz müzisyenlere. Burada ne olduğunu, bizim çalışmalarımıza nasıl devam ettiğimizi, buranın aslında dışarıda gösterilen kadar kötü bir durumda olmadığını anlattık. İkna süreçleri oldu, ama çok zorlanmadık.

Egemen: Şunun etkisi var bunda. İnsanlar buraya gelsinler diye doğru olmayan bilgiler ve farklı güvenceler vermedik insanlara. Bulunduğumuz durum tam olarak neyse aktardık. Havalimanına indiklerinden otellerine, oradan da Salon’a kadar olan kısmın hepsini teker teker anlattık. “Sizin korktuğunuz kalemler bunlar, ama bunların bazıları doğru değil. Bazıları abartılmış. Bazılarının ise evet gerçeklik payı var” diye dürüstçe anlattık hepsine.

Konserlere dönecek olursak yerli gruplarla konuştuğumda mekan sıkıntısından bahsettiklerine tanık oluyorum. Evet, son dönemde daha fazla ön plandalar. Artık sadece herhangi bir İngiliz grubun açılışı değiller ve ayrıca sahne buluyorlar. Yine de yeterli mi bu kadarı, emin değilim? Daha fazlası için neler yapılabilir?

Egemen: Haklılar, çünkü yirmi milyonluk şehri düşünürsen az mekan var. Öte yandan açıkçası bizim programımızda her zaman yerli gruplar vardı. 

Deniz: Grupların bu yakınmalarına hak veriyoruz. Ama Salon özelinde diyebileceğim şey elimizden geldiğini yaptığımızdır. Bu iş Bengi ile başladı. Sonra biz devraldık. En baştan beri yüzde altmış yabancı, yüzde kırk yerli oranı hiç değişmedi. Gevende, Jakuzi, Vega, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Ufuk Beydemir, Ezhel… Çok sayıda bizden isimler de var programda. 

Egemen: Bir de bunlara alt grup olarak çıkacakları da eklemek lazım. Liste oldukça uzun.

Deniz: Bize “Palmiyeler’i programınıza alsanıza” diyorlar. Biz şunu diyoruz: “2015’te aldık onları programa.” 

Konuk edeceğiniz isimlerin muhakkak mevcut kitlesi olması gerekiyor mu?

Deniz: Kitlelerine bakıyoruz mutlaka. Ama hiç beklemediğiniz, henüz kendi ülkesinde çok ünlü olmamış, burada ise takipçisi oluşmuş isimler de var. No Clear Mind bunun çok güzel bir örneği. Yunan bir ekip. Şu an Londra’da yaşıyorlar. Tamamen kendi çabalarıyla albüm kaydediyorlar. Büyük bir turne programları yok, ama burada çok seviliyorlar. Biz de iletişime geçip buraya getirdik onları. Sonra iki konser yaptık.

Egemen: Kulaktan kulağa durumu da var. Burada sahne alan grup başka bir ülkede konuştuğu gruplara burayı anlatıyor. “İstanbul’da güzel bir seyirci var.” Bize “gelmek istiyoruz” diye gruplardan mesajlar geliyor. Araştırıyoruz ve şartlar uygun olduğunda konuk alıyoruz.

Bu program sezonun ilk bölümü değil mi?

Deniz: Aralık ayının sonuna kadar devam edecek konserlerin büyük bir kısmı diyebiliriz. Araya Austra eklendi. Kasım boyunca yeni eklemelerimiz olacak. Şu sıralar 2018 Ocak – Mayıs üzerine çalışıyoruz. Önümüzdeki ay açıklamış oluruz en geç.

Şimdiden burada söylemek ister misin birkaçını?

Deniz: Tam belli olmadan söylemek istemiyorum. Nazar değmesin şimdi. (gülüşmeler) Açıklamayı birlikte yapmayı tercih ediyoruz. Şu kadarını söyleyeyim: Peşinde olduğumuz iki büyük isim var. Netleştiğinde coşkumuzu sizinle paylaşırız.

Comments are closed.