Marilyn Manson – We Are Chaos

Albüm Kritik|

Marilyn Manson’ın “karanlık” olmasına rağmen ana akıma tutunmasının en büyük sebeplerinden biri tahmin edilemez olması. Manson, geçtiğimiz yıl bu zamanlarda çıkarmış olduğu God’s Gonna Cut You Down coverı ile müzikal olarak evrimleşme sürecine girdiğinin sinyallerini vermişti. Şahsen 11 Eylül tarihinde yayımladığı on birinci stüdyo albümü We Are Chaos ile beraber keskin bir sound değişikliği bekliyordum. Fakat karşıma konfor alanından çıkmak isteyip de bunu pek de beceremeyen bir çalışma çıktı.

En son söyleyeceğimi baştan söylemeliyim: Albüm vasatın bir tık üstü. Fazlası değil. Parçaların çoğunda Manson’ın yeni tatlar denediğini, ancak bu denemelerin albümün geneline yansımasında yeterli olmadığını belirtmekte fayda var. Bunun nedenlerinden biri, belki de country sanatçısı Shooter Jennings’in Manson ile beraber prodüktör koltuğunda oturması. Albüm ile aynı ismi taşıyan tekli ilk yayımlandığında Manson’ın kemik dinleyicisi itirazlarda bulundu ve bu eleştirilerin ana eksenini “Bu Manson değil” minvalinde cümleler oluşturuyordu. Aslında bu teklinin sözlerine bakacak olursak Manson hala bildiğimiz gibi. Yine hepimizin sonunun çöplükte biteceğinden ve bunun getirdiği kaostan bahsediyor. Ancak bu kez bunu yaparken müzikal olarak biraz daha yumuşak bir ton kullanıyor. Zaten gitarist John 5’ın gidişinden sonra Holy Wood benzeri bir albüm beklemek de hayalperestlik olurdu. Manson, We Are Chaos‘ı ölüm teması üzerine oturtmuş. Her şarkıda bütün çıplaklığı ile ölüme atıflar yapıyor. Açılış parçası olan Red Black And Blue‘da bizi bildiğimiz endüstriyel rock soundu karşılarken, Don’t Chase The Dead parçası görece sakin bir melodiyle başlıyor ve bu sakinlik Manson’ın artık imza haline gelen çığlığı ile yırtılıyor. Onu takip eden Paint You With My Love ise oldukça tuhaf bir çalışma olmuş. Parçanın yarısında Jennings’in country etkisi duyuluyorken, diğer yarısında da Manson vitesi yükseltiyor. Ortaya keşfetmekten çok da memnun olmayacağınız kafa karıştırıcı bir sesler bütünü çıkıyor. Jennings’in dokunuşlarının en net hissedildiği bir diğer şarkı ise Half-Way & One Step Forward. Burada bizi karanlık bir piyano girişi karşılıyor. Bu iki parçalık kısmi sakinlikten sonra Infinite Darkness parçasıyla Manson özüne dönüyor ve vitesi tekrar yükseltiyor. Perfume parçasında ise Jennings’in güneyli dokunuşlarını yine hissediyorsunuz. Manson albümle ilgili vermiş olduğu bir mülakatta farklı janraları tek potada eritmek istediğini ve dinleyicinin karşılaşacağı sound değişiminin en önemli nedeninin bu olduğunu söyledi. Albümün büyük çoğunluğunda hissettiğim, farklı janraların tek potada eritilmesinden çok Jennings ve Manson soundlarının çatışması. Albümün vasatı aşamamasının en büyük nedeni ise bu. Keep My Head, Together, Solve Coagula ve Broken Needle ise benzer sound karmaşasından nasibini alıyor. Aralarından belki Solve Coagula hard rock, end. rock ve blues güdümlü gitarlarıyla Broken Needle ise genel hatlarıyla yumuşak, ağır, duygusal ve öfke dolu bir parça olmasıyla bir adım öne çıkıyor. Yine de Perfume’da endüstriyel rock elementleri ve kısmen blues gayet güzel bir şekilde iç içe geçirilmiş. Toparlamak gerekirse Manson & Jennings ortaklığı, bu çalışma özelinde maalesef vasatı aşamamış. İleride ortaklığa devam ederler mi, bilinmez. Ama umarım bir sonraki işlerinde dinleyicilerini bu denli yorucu ve sound çatışması yaşatan bir albümle baş başa bırakmazlar.

Comments are closed.