New York’ta bir koyu duman

Göz|

Jean Hanff Korelitz’in You Should Have Known adlı romanından uyarlanan altı bölümlük mini dizi The Undoing, Nicole Kidman’ı HBO ile yeniden bir araya getirdi. Dizinin yönetmenliğini Susanne Bier, senaristliğini ise David E. Kelley üstleniyor. (Yazar: Zeynep Sıla Karataş)

Her döneme damga vuran HBO dizileri bu sene de televizyon dünyasının en çok konuşulan işleri arasında yer almayı başardı. Bu işlerden bir tanesi de elbette The Undoing. Diziyi bu kadar önemli kılan en büyük özelliklerinden bir tanesi ilk bölümüyle neredeyse 3 milyon seyirciye ulaşarak Game of Thrones’un rekorunu elinden almış olması.

2017 yılında Big Little Lies dizisinde HBO ile çalıştıktan sonra aynı kalemden çıkan The Undoing ile televizyona geri dönüş yapan Nicole Kidman, bu dizide başrolü Hugh Grant ile paylaşıyor. Başarılı bir klinik psikolog olan Grace Fraser (Nicole Kidman) ve işinde uzman bir çocuk doktoru olan Jonathan Fraser (Hugh Grant) oğullarıyla birlikte New York’ta şaşaalı bir hayat sürmektedir. Jonathan’ın bir cinayet olayına karışmasıyla bu mükemmel hayat bir anda tüm ailenin başına yıkılır.

Dizi anlatısının içinde bir yandan ırkçılık, sınıf çatışması, kadın hakları gibi ABD’nin güncel problemlerine de değinirken bir yandan sınırlı sayıda şüpheli içerisinden katilin kim olduğuna odaklanan psikolojik bir gerilim ortaya koyuyor.

Jonathan bir anda her şeyi geride bırakıp ortadan kaybolmasıyla birlikte ailesine ilk darbeyi vurduktan sonra cinayet suçlamalarının kendisine yönelmesiyle ailesini iyice zor duruma sokuyor. Bu sırada vahşi cinayete kurban giden Elena (Matilda de Angelis) ile tanışmış olan Grace ve ailesini maktule bağlayan ipuçları arttıkça artık kimden şüphelenmesi gerektiğini tam kestiremeyen seyirci dizi boyunca neredeyse tüm karakterlerden bir noktada şüphe ediyor. Jonathan’ın Elena ile yaşadığı ilişki, Elena’nın Grace ile yakınlık kurma çabası, Elena’nın eşinin bu gizli ilişkiden haberi olması derken dallanıp budaklanan şüpheliler listesi sonunda Grace ve Jonathan’ın on iki yaşındaki oğulları Henry’ye (Noah Jupe) kadar uzanıyor.

Öldürülen kadının New York’un alt sınıf semtlerinden biri olan Harlem’de yaşayan Latin kökenli bir kişi ve cinayet suçlamalarıyla yüzleşenlerin ise zengin beyaz bir aile olması davayı giderek kamusal bir hâle getiriyor. Davanın medyatikleşmesiyle birlikte toplumsal tartışmalar da alevleniyor. Jonathan’ın “beyaz ayrıcalığı” ve zengin sınıfın avantajları davanın medyaya yansıyan en önemli unsurları oluyor. Jonathan’ın psikolojik sorunlarının gün yüzüne çıkmasıyla daha da ilginçleşen dava, Grace’in zekice planıyla çözüme kavuşuyor.

Dizide Nicole Kidman’ı tabiri caizse üzerine yapışan “dertli üst sınıf beyaz kadın” rolünde seyrediyoruz. Harika bir işe, en az kendisi kadar iyi bir kariyeri olan doktor bir eşe ve prestijli bir okulda okuyan başarılı bir oğula sahip olan Grace, Nicole Kidman’ın hem sinema hem de televizyon kariyerinde canlandırdığı pek çok karakterle ortak özellikler barındırıyor. Özellikle Big Little Lies dizisindeki Celeste karakterini oldukça anımsatan Grace, Nicole Kidman’ın gelmiş geçmiş en iyi performansı olmasa da izlemesi keyifli bir karakter sunuyor.

Yan rollerde de önemli isimleri izlediğimiz dizide Grace’in yakın arkadaşı Sylvia rolünde Lily Rabe ve Fraser ailesinin avukatı Haley rolünde Noma Dumezweni dikkate değer performanslar sergiliyor. Öte yandan pek çok genç yıldıza yer veren dizide çocuk oyuncular da başarılı performanslara imza atıyor.

Comments are closed.