Nick Cave and the Bad Seeds – Ghosteen

Albüm Kritik|

Nick Cave and the Bad Seeds’in yenisi Ghosteen sabah işe giderken dinlenecek bir albüm değil. Renkli ve mutlu gözüken albüm kapağına kanmayın. Ağırlığı altında ezileceğiniz, belki bir damla gözyaşı akıtacağınız ve hayatı sorgulayacağınız bir albüm bu. O yüzden bulutların gelmesini ve havanın kararmasını bekleyin. Elinize kahvenizi alın. Bir mum yakın ve kendinizi bu kutsal ağıda hazırlayın.

Nick Cave hayranlarının sorularına kendine yakışır şekilde içten ve bilge cevaplar verdiği The Red Hand Files platformunda Eylül ayında ne zaman yeni albüm çıkaracağına dair bir soru almıştı. “Bir hafta sonra” cevabını vererek hayranlarını heyecanlandırmakla kalmadı ve albümdeki şarkılar hakkında ipuçları da verdi. Uzunçaların ilk yüzündeki şarkılar çocuklardı, ikinci kısmındakiler de onların ebeveynleriydi. Ghosteen’i “Göç eden bir ruh” olarak tanımlıyordu Nick Cave. Bu ruh eğer dört yıl önce kaybettiği oğlu Arthur’un ruhuysa albümün her bir köşesinde dolaştığı aşikâr. O, Bright Horses’daki koridorun sonunda dans eden küçük beyaz gölge, Ghosteen’deki kayıkla Ay’a giden bebek ayı. Nick Cave “Senin yanındayım” diyor bu gizemli hayalete, sonuçta “Elinle tutamayacağın bir şeyi sevmenin bir zararı yok.” Kapakta betimlendiği gibi şarkılarında bir nevi cennet yaratıyor. Oğluyla orada karşılaşacağını biliyor. “Ben buradayım ve sen de olduğun yerdesin” diyerek çok bariz ama kabullenmesi bir o kadar zor bir gerçeği dile getiriyor Fireflies şarkısında. Belki bu yüzden albüm boyunca annesinin kucağında yatan İsa figürünü tekrar tekrar dile getiriyor ve İsa’nın dirileceği günü müjdeliyor. O günü bir kıyamet günü olarak değil,  geceyi aydınlatacak ışığın geleceği bir gün olarak kabul ediyor ve huzuru beklediğini söylüyor. Albümün on dört dakikalık son şarkısı Hollywood’da eski bir Budist öyküsünü hatırlatıyor bize: çocuğunu iyileştirmesi için Buda’ya danışan bir köylü kadından kimsenin ölmediği bir evden hardal tohumu getirmesini istiyor Buda. Kadın evlerin hepsinde biri öldüğü için hiçbir hardal tohumu toplayamıyor ve acı gerçeği kabullenip çocuğunu toprağa veriyor. Sonuçta herkesin daima birini kaybettiğini vurgulayan üstat Nick Cave yine karanlıkların içinde bir ışık olduğunu gösteriyor ve ışığa giden o yolda yalnız olmadığımızı hissettiriyor. Ghosteen bu yüzden bütün karanlık havasına rağmen insana umut veriyor. Hissettirdiği duyguların yoğunluğuyla doğru orantılı olarak sanatçının en güçlü ve dokunaklı albümü olarak tarihe geçiyor.

Comments are closed.