O gece ne olmuştu?

Göz|

Yönetmen Emin Alper’in daha vizyona girmeden bile çok konuşulan, dünya prömiyerini Cannes Film Festival’da yapan filmi Kurak Günler taşrada geçen bir hikâyeyi anlatıyor.

Kültür Bakanlığı’nın verdiği ödeneği “faiziyle” geri istemesiyle de gündem olan, başrollerini Selahattin Paşalı ve Ekin Koç’un paylaştığı film, Altın Portakal Film Festivali’nde de En İyi Yönetmen dahil dokuz ödülün sahibi oldu.

Filmin başrol oyuncusu Selahattin Paşalı ile başlayalım. Daha önce Aşk 101, Pera Palas’ta Gece Yarısı ve Babil gibi pek çok yapımda izlediğimiz Paşalı, Kurak Günler’de devletin hayali bir kasaba olan Yanıklar’a atadığı Emre Gündüz adında genç bir savcı rolüyle karşımıza çıkıyor. Savcı Emre otoritesini sağlamaya çalışan, ancak bunu yaparken gerçek kötüler karşısında bocalayan, zorlanan bir karakter. Yer yer boş bakıyor, yer yer soruya soruyla karşılık vererek zaman kazanıyor, ancak doğru bildiğinden de vazgeçmiyor. Mesela şiddete, silahlanmaya karşı çıkıyor, bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor. Ancak kısa zaman içinde anlıyor ki saf kötüler karşısında çaresiz. Üstelik o kötüler, başını belediye başkanının çektiği ve güçlerini iktidar hırsından alarak zorbalık mertebesine taşımış, artık ustalaşmış kötüler. Kasaba içinde öyle köklenmişler ki, bununla tek başına başa çıkabilmesi imkânsız. Biraz da yönetmenin de söylediği gibi üstten bakan, kibirli bir hali tavrı var. Şahidi olduğu tecavüzün, lincin, şiddetin, ayrımcılığın karşısında durduğunda da kendisi de bir dışlanan oluyor bir anda.

 

Kurak Günler, en büyük kabusu kuraklık olan bir taşra kasabasında bu sorunu aslında çözmek isteyen, ama iktidara da ayak uydurmak istemeyen Emre’nin hikâyesi.

 

Başta bir sıkıntı olmadığını düşündüğü için onunla dostluk kurmak isteyen iktidar tarafıyla bir gece geçiriyor. Ne oluyorsa işte o gece oluyor. Emre’nin sonrasında hafızasında bazı boşluklar oluşuyor. Kasabanın muhalif gazetesinde çalışan ve cinsel yönelimine dair hakkında bol bol dedikodu yapılan Murat (Ekin Koç) ile olan arkadaşlığı da işte burada devreye giriyor. Hikayede bırakılmış boşluklar da aslında seyircinin yorumuna bırakılıyor. Bu boşlukları çöl atmosferinde, obruklarla dolu tehlikeli arazilerde de gözlemlemek mümkün. Görüntü yönetmeni Christos Karamanis harikalar yaratmış. Kurak Günler dev bir obrukla açılıp aynı obrukla kapanıyor. Tıpkı Emre’nin hafızasındaki dev boşluklar gibi: O gece ne olmuştu? 

Kurak Günler’deki oyunculuk da ayrıca altı çizilmesi gereken bir nokta, zira Selahattin Paşalı kesinlikle başrolün hakkını veren bir performansla alkış alıyor. Linç etmek için savcının evinin önünde toplanan grubun tüyler ürperten gösterisi, hakim rolündeki Selin Yeninci’nin “Tutunmak istiyorsan bu tavrını bir kenara bırak” diyen, kabullenmiş, düzene kendince ayak uydurmuş halleri seyirciye tam anlamıyla geçiyor. Avukat ve yancısı rollerinde Erol Babaoğlu ve Erdem Şenocak’a şapka çıkartılır.

İki saat uzunluğundaki Kurak Günler sinemada izlenmesi gereken bir film. Yönetmenliğini üstlenen Emin Alper’in aynı zamanda senaryosunu da kaleme aldığı Kurak Günler’in Avrupa Film Akademisi’nde (EFA) yirmi iki yıl sonra ilk kez ödül alan Türk filmi olduğunun ve sinema salonlarını doldurmaya değer bir film olduğunun da bir kez daha altını çizelim. EFA’dan En İyi Kurgu Ödülü ile dönen Özcan Vardar ve Eytan İpeker’i, filmin müziklerini yapan Stefan Will’i de ayrıca tebrik etmeli.

Comments are closed.