Ölmüştüm, yeniden doğmuştum

Göz|

Yol Ayrımı kırk yılı aşkın bir süredir devam eden Yavuz Turgul & Şener Şen ortaklığının son meyvesi. Henüz gösterime yeni giren filmin en az diğerleri kadar beğeni toplayacağına şüphem yok.

Açıkçası henüz Yol Ayrımı filminin çekileceğinden haberdar olmadığım günlerde “Şener Şen uzun zamandır yeni bir film yapmadı. Yapsa da izlesek” diye içimden geçirmeye başlamıştım. Ben bu duygular içerisine girmeye başladıktan kısa bir süre sonra da Yol Ayrımı’nın ilk fragmanı yayımlandı. Hoş, fragmanı ilk izlediğimde Şener Şen’den beklediğim rolün bu olmadığını düşündüm ilk olarak ve ufak da olsa bir hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Aklıma ilk gelen düşünce bu minvalde bir rolü gayet tabi başka oyuncuların da canlandırabileceği, Şen’in daha kendisine has rolleri üstlenmesini beklediğimdi. Ancak filmi izledikten sonra bunların oldukça gereksiz önyargılı düşünceler olduklarını fark ettim ve kendime kızdım.

Fragmanlar filmin konusu hakkında kısa bir özet sunmasının yanında izleyicinin kafasında film hakkında merak uyandırmayı da hedeflerler. Yol Ayrımı’nın fragmanı da aynı mantık çerçevesinde hazırlanmıştı elbette. Fakat eksik olansa filmin ana temasını oluşturan yoğun duygu geçişlerinin ancak üst düzey oyunculuklarla verilebileceğiydi. İşte bu yüzden siz benim içine düştüğüm ön yargının ağına takılmayın ve filmi mutlaka izleyin.

Aslına bakılırsa bu noktada Şener Şen’den neden daha “özgün” bir rol beklediğim konusunda konuşmak istiyorum. Benim gibi otuz yaşını devirmiş izleyiciler için Şener Şen 1970’li ve ’80’li yılların o Yeşilçam’a özgü güldürürken düşündüren, Kemal Sunal’lı, Münir Özkul’lu, İlyas Salman’lı, politik ve toplumsal meselelere dikkat çekmeyi amaçlayan ve bunu bir kahkaha tufanı şeklinde izleyiciye sunan Kibar Feyzo, Banker Bilo, Davaro, Milyarder ve Züğürt Ağa gibi yapımların o kendine has bir üslubu olan oyuncusudur. Şener Şen’in yavaş yavaş yaşlanıyor olduğu gerçeğini de hesaba katarak ’90’ların sonundan itibaren daha oturaklı ve artık komik olmayan, hayatın kendisine kattığı deneyimlerin bir sonucu kendine has bir bilgeliğe ve katılığa ulaşmış rollere büründüğüne Eşkıya, Kabadayı, Av Mevsimi gibi filmlerle tanık olduk. Hal böyle olunca da Yol Ayrımı’nı izlemeden önce bu iki tarzdan birine, özellikle de son dönemdekine yakın bir rolü üstleneceği beklentisine girmiştim.

Yazımın Yol Ayrımı’nı anlatmaktan çok Şener Şen’i anlattığımın farkındayım ancak Şener Şen’in bu yolculuğunu anlamadan Yol Ayrımı’ndaki performansını ve filmi nasıl sırtladığını kavrayamayız. Yol Ayrımı’ndaki Şener Şen bütün oyunculuk kariyeri boyunca biriktirdiği yeteneklerinin ve deneyimlerinin bir ürünü adeta. Filmi izlemeden vardığım “bu rolü pek tabi başka oyuncular da oynayabilirdi” ön yargısını yerle bir edercesine kaskatı kalpli, acımasız bir kapitalist imparatoru ve sımsıcak, duygusal, güleç bir sıradan insanı aynı anda oynamayı başarabilecek başka bir oyuncu olamazdı. Bence Şener Şen bu performansıyla yeri doldurulması oldukça güç bir oyuncu olduğunu hepimizin yüzüne bir tokat gibi vuruyor. Ama nazikçe.

Filmin Yavuz Turgul imzasını taşıdığı da oldukça belirgin. Sahne çekim teknikleri açısından artık Turgul’la özdeşleştirdiğimiz helikopter kameralarının yakın takip çekimleri, duygunun ön plana alındığı sahnelerde başarıyla uygulanmış diyebilirim. Yakın çekim sahnelerin ışık seçimi, özellikle kapalı mekânlardaki sahneler için muazzam. Ayrıca daha önce Turgul’un pek kullanmayı tercih etmediği geniş açılı çekilen sahnelerin Yol Ayrımı’nda ustaca kullanılmış olması, yönetmenimizin eşsizliğini ortaya çıkarmış. Yol Ayrımı’nda Şener Şen’e Rutkay Aziz, Nihal Yalçın, Çiğdem Selışık Onat, Mert Fırat, Defne Kayalar ve Tilbe Saran gibi birçok oyuncu eşlik ediyor.

Bu film Yavuz Turgul ve Şener Şen’in yeteneklerini en üst noktada sergiledikleri bir ustalık eseri durumunda. Umarız yorulmazlar ve bizler daha nice yapımlarda bu kırk yılı aşkın ortaklığa tanıklık edebiliriz.

Comments are closed.