“Ortaklaşa bir enerji bu”

Röportaj|

Alternatif sahnede ilerleyişini sürdüren Yaşlı Amca grubu yıl bitmeden yeni bir stüdyo albüm yayımladı. Keşke Herkes adını taşıyan bu albüme dair ekiple bir röportaj gerçekleştirdik. (Röportaj: İpek Arıbaş)

Klasik röportaj soruları ile sizi darlamamak için basit bir soruyla başlayıp konuya giriyorum: “Neden Yaşlı Amca” demeyeceğim merak etmeyin. Sadece grubun karakteristik özellikleri arasında müziğinize yansıyanların dışında kullandığınız isim de dikkat çekiyor. Aldığınız iyi ya da kötü tepkiler oluyor mu bu konuyla ilgili?

Elbette oluyor. Bize aslında garip gelmemekle birlikte, özellikle ilk kez duyanlar iyi/kötü bir tepki veriyor. İsimle ilgili biraz dayı terörü hissiyatı ve yaşlı amca yerine yaşlı adam demeleri en sık gördüklerimiz.

Tanınmak ve dinlenmek aynı paralelde ilerlemiyor bazen… ama herşeye rağmen müzik piyasasının hareketlendiği bu dönemde Türkiye’de müzik yapmak hem koşullar hem de sektör bağlamında müzisyenleri hala zorlayabiliyor. Sizin için durum nasıl?

Oldukça değişken diyebiliriz, ve hayır dışardan göründüğü gibi değil. Biz yine talihli sayabiliriz kendimizi ama buna rağmen kontrolümüz dışında çok fazla skandal yaşanıyor. Ama biz zaten alışkınız ve umutluyuz, daha özgür yaşam biçimleri ve düzgün sosyoekonomik koşullar için. Zaten büyük çoğunluğun da derdi tahmin ediyoruz ki çok farklı değil.

Son albümdeki şarkılar kamp ateşinin etrafında bestelenmiş gibi bir hissiyat veriyor. Son albümün adına üç nokta eklesek ve Keşke Herkes… desek, cümleyi nasıl tamamlardınız?

Teşekkür ederiz, hissiyat meselelerinin subjektifliği bizim için hep heyecan verici ve ilham verici olmuştur. Zaten herkesin başka anlamlar çıkarabilmesi bizi çok mutlu eden şeylerden biri. Keşke Herkes ismi de aslında kişinin anlık perspektifi üzerine kurulu bir isim oldu. Genelde günlük değişebilen modumuza bakıp bunu cevaplayabiliriz, bugüne dair bir cevap verebilirsek eğer keşke herkes… birbirini kabullense. Bu soruya her gün farklı cevap verilmeli.

Albümü kafada düşünmek, yapmak, kaydetmek… nasıl oldu o süreç? Neler yaşandı da o sözler yazıldı, o besteler yapıldı?

Uzun sürdü, yorucu ve keyifliydi. Pek ara da vermedik. Bir sürü şarkı attık ortaya ve onları olgunlaştırmaya çalıştık. Sonra aralarından birbirine uzak olmayanları seçtik diyebiliriz. Aslında epey şarkı havuzu oluşturmuştuk o zaman.

Geçmişe dönüp ’70’ler, ’80’ler ya da 90’lar gibi bir dönem seçin desem ve o dönemde bir albüm yapma şansınız olsa hangi dönem ve hangi albümü seçerdiniz?

Son on yılı mazur görmek lazım. Şöyle:

  • ’67 The Beatles – Sgt. Pepper’s Lonely Hearts Club Band
  • ’70 Grateful Dead – American Beauty
  • ’76 Camel – Moonmadness
  • ’83 Metallica – Kill Em All
  • ’91 Nirvana – Nevermind

Son dönemde siz de dahil Türk müzik piyasasında olan çogu grup ve sanatçının canlı performansları da video ve albümlerine kıyasla dikkat çekici derecede başarılı. Sizin için bir canlı performansın başarısı sahnede eksiksiz, mutlu ve rahat hissetmek mi yoksa hata da yapsak eğlendik demek mi? Son zamanlarda en keyif aldığınız konseriniz
hangisiydi mesela?

Biraz rock & roll. Sonuçta müzik tarzımız bunu daha olası hale getiriyor. Sahnede risk almayı seviyoruz. Seyircinin duygusunu yakalamaya, onu performansın bir parçası haline getirmeye çalışıyoruz. Bizim için en güzel prova sahnede oluyor. Hep beraber bakıyoruz parçalara gibi oluyor. Ortaklaşa bir enerji bu. Güzel bir his.

Comments are closed.