“Sadece soundun beni nereye götüreceğini izliyorum”

Röportaj|

Sarah Lipstate tarafından oluşturulan ambient/lo-fi projesi Noveller yeni stüdyo albümünü A Pink Sunset for No One adıyla kısa süre önce yayımladı. Lipstate’e telefonla bağlandım ve onunla hem bu taze albümünü, hem de müzikle iç içe geçmiş yaşamını konuştum.   

Merhaba Sarah. Şu sıralar nerede yaşıyorsun?

Merhaba! Şu an Los Angeles’tayım. Geçen yılın Ekim ayında New York’tan buraya taşındım. Gerçi Brooklyn’deki dairemde hala eşyalarım duruyor, önümüzdeki birkaç ay orada olabilirim. Sanırım beni bir o kıyıda, bir bu kıyıda (Birleşik Devletler’in batı ucundaki Los Angeles ve doğu ucundaki New York’u kastediyor) yaşayan biri olarak görebilirsin.

Facebook sayfandaki ilgi alanları başlığında “Waffle ve kedi. Daha çok kedi” notu dikkatimi çekti. Sanırım kediler senin için çok önemli, hatta waffle’dan bile çok. Yanılıyor muyum?

O yazı hala duruyor demek. (Gülüşmeler) Onu çok uzun zaman önce yazmıştım. Ne yazık ki artık sıkı bir waffle hayranı değilim, ama hala kedileri çok seviyorum. Saffy adında bir kedim var. On yıldır benimle birlikte ve gittiğim her yere onu götürüyorum. Eğer Saffy hayatımın bir parçası olmasaydı kesinlikle şu anki halimden daha farklı biri olurdum.

blankMüziğe doğru söz açarken ilk olarak yeni albümün A Pink Sunset for No One için tebrik etmek istiyorum seni. Neler hissediyorsun?

Teşekkürler! En sonunda tamamlanmış ve yayımlanmış olması fantastik bir his veriyor. Çalışmalara başladığımda 2015 yılının sonlarıydı. Her şeyin bir araya gelmesi için gerekli olan gelişim dönemi gerçekten çok uzun sürdü. Albümün müzikal yönü ortaya çıkana kadar hayatımın, etrafa bakış açımın değişmekte olduğunu hissetmiştim. Fakat her şey tamamlandığında albüm için değişmediğimi, albümün olduğu gibi bana geldiğini fark ettim. Bundan ayrıca memnunum.

A Pink Sunset for No One ile önceki çalışmaların arasındaki en belirgin fark nedir?

Fantastic Planet adlı önceki uzunçalarımı Austin, Teksas’ta yaşarken hazırlamıştım. Bir anda tüm detaylarıyla ortaya çıkmıştı. Demek istediğim şu: O albümü sadece üç hafta içinde her şeyiyle hazır etmiştim. Yeni albümüm ise daha fazla boşluk ve o boşluktan gelen daha fazla ilhamlardan, deneyimlerden güç alıyor. Albüm için çalışmalara başladığımda sosyal hayatıma ara verdim ve Iggy Pop ile çıktığım tur biter bitmez albüm çalışmalarını tamamladım. Bence tüm bu süreç A Pink Sunset for No One’ı diğerlerinden ayırıyor. Bu albüm daha duygusal ve kesinlikle daha yoğun bir tarafa sahip.

Iggy Pop’ın yanı sıra The Jesus Lizard ve St. Vincent gibi isimlerle de çıktığın turneler oldu. Tüm o süreçlerden ne gibi deneyimler edindin?

Hayranı olduğum isimlerle birlikte bir turneye çıkmak harikaydı. Her konserde onları izledim ve her izlediğimde çok şey öğrendim. Annie’nin (St. Vincent) gitar çalışını hayranlıkla takip ettim örneğin. Üniversite yıllarımda The Stooges benim favori grubumdu ve bir gün Iggy ile tanışıp üstüne onunla turne yapmak fırsatımın olacağını hayal bile edemezdim. Ama oldu. Tek başına bunun oluşu dahi benim için sürreal ve unutulmaz bir deneyimdir. Bu söylediklerim The Jesus Lizard için de geçerli. Frontman David Yow ile konuşmak, sahneyi paylaşmak muhteşemdi. O rock & roll’un en tatlı adamlarından biri.  

Konserlerin dışında diğer sanatçılarla birlikte yer aldığın kayıt ve projeler var. Birçok solo müzisyen bundan uzak durmayı tercih eder genelde. Seni ortak çalışmalara çeken şey nedir?

Solo olarak çalışmayı çok seviyorum. Kendi başınasın ve kontrolü elinde tutuyorsun. Öte yandan başka müzisyenlerle yürütülen ortak çalışmalardan da kazanılacak çok şey olduğunu düşünen biriyim. En büyük ders dinlemeyi öğrenmek oluyor. Diyalog ortak çalışmaların anahtarıdır. Ortaklaşa ürettiğimiz her şarkıya büyük saygı duyuyorum.

blank

Noveller soundu minimal ve biraz da karanlık kanallardan geçiyor. Belirli bir sound arayışında olmadığını söylüyorsun, ama üretim aşamasında mutlaka kafanda gitmek istediğin bir yön vardır diye düşünüyorum.

Sound arayışında olmadığım konusu doğru. Müziği genellikle zorlayıcı ve tutkulu yönleriyle işliyorum. Bu süreç benim için daha çok terapi gibi bir şey. Sonuç olarak bu süreci kesinlikle önceden planlamıyorum. Effekt pedallarımdan gitara yansıyan bir yön muhakkak oluyor. Başlangıçta sadece seslerin beni nereye götüreceğini izliyorum. 

2017 planların neler?

Yeni şarkılar üzerine çalışıyorum. Konserlerim ve farklı yerlerde sahne alacağım festivaller olacak. Umuyorum ki müziğimi dünyanın her yerine ulaştırabilirim ve şarkılarım yeni seyircilere ulaşır. Bakalım, 2017’nin geri kalanında neler olacağını göreceğiz.

Comments are closed.