Sevdaliza – ISON

Albüm Kritik|

İranlı-Hollandalı şarkıcı ve söz yazarı Sevdaliza’nın ilk uzunçaları ISON’un sanatsal bir çalışma olduğu daha heykeltıraş Sarah Sitkin’in imzasını taşıyan albüm kapağına bakınca anlaşılıyor.

Öncesinde görücüye çıkardığı Human ve Marilyn Monroe gibi şarkıların videolarından estetik dünyasını gösteren eski basketbolcu Sevdaliza kendi plak şirketi Twisted Elegence etiketiyle yayımladığı on altı şarkılık uzunçalarıyla dinleyiciyi bir saatlik sürreal bir yolculuğa çıkarıyor. Mucky ismiyle tanınan Hollandalı prodüktör Reynard Bergmann ile çalışan Sevdaliza’nın elektronik pop ve R&B sularında gezinen albümü ISON trip-hop ve caz etkileri de taşıyor. Ayrıca Radiohead tarzı tüyler ürpertici ve psychedelic / electronic tınılara rastlamak mümkün. Sevdaliza bu albümüyle günümüzde auto-tune kullanışı itici olmayan nadir şarkıcılardan biri olduğunu kanıtlıyor. Aksine sesini cezp edici bir ana karakter olarak kullanıyor şarkılarında. Klibinde meraklı erkek bakışları altında sıra dışı bir seks sembolüne dönüşen şarkıcı Human’da sadece bir insan olduğunu vurguluyor. Başka bir seks sembolü de Marilyn Monroe şarkısında karşımıza çıkıyor. Başından beri ruh eşi olmadığını bildiği kocasının yanında bir ödül heykelciği gibi hisseden ve kendini kırık bir ayna olarak tanımlayan bir kadının itiraflarını dinliyoruz. Hero’da ise “Asla beni sevmeni sağlayamam” diye kahramanına sesleniyor şarkıcı. Buradaki kahraman, albüm boyunca üstünde durduğu annelik kavramıyla eşleşen bir anne figürü mü? Yoksa platonik bir âşık mı? Bunun cevabı da dinleyiciye kalmış. Piyano notalarıyla bezeli Amandine Insensible’da Sevdaliza alter egosunu ortaya çıkarıyor. Albümün en teatral şarkısı Do You Feel Real’da ise gergin yaylılar, köpek havlamaları, fısıltılar ve kesik ses efektleri dinleyiciyi adeta bir korku filmi izliyormuş gibi hissettiriyor. Kapanış şarkısı Angel’da ise aynı cümleyi git gide iç parçalayıcı bir hâl alan güçlü ve kırılgan sesiyle tekrar ediyor Sevdaliza: “Meleğin olmak bu kadar acıtmamalı.” ISON’u dinlemek bir modern sanat sergisi gezmeye benziyor. Bunu hissetmek için video klipleri izlemeye bile gerek yok. Başrolde Sevdaliza’nın bir oyuncu gibi manipüle ettiği duygulu sesi var. Fonda ona eşlik eden ritimler ve yaylılar var. Tüm bunlar içten ve felsefi sözlerle birleşince dinleyiciyi tıpkı bir sanat eseri gibi şoke ediyor, duygulandırıyor ve isyan ettiriyor.

Comments are closed.