The Killers – Imploding the Mirage

Albüm Kritik|

Siz de kaliteli bir rock albümüne denk geldiğinizde nadir bulunan bir elementi keşfetmiş gibi seviniyor musunuz? The Killers sayesinde biz de seviniyoruz ve gençliğimizin baharı gibi hissettiren Imploding the Mirage’ı kucaklıyoruz.

Las Vegaslı topluluk The Killers çoğumuzun mazisinde derin anlamlar ihtiva eden bir diskografiye sahip. Human, Mr. Brightside, Somebody Told Me gibi hitler zamanın ötesinde, ne zaman dinlesek kulaklarımıza gençlik aşısı gibi etki ediyor. Grubun kariyerindeki altıncı stüdyo albüm olan Imploding the Mirage bütün tadımızı kaçıran 2020 yılı için “Arada iyi şeyler de oldu” diyerek örnek verebileceğimiz türden bir gelişme diyebiliriz. Biraz olsun umuda ihtiyacımız var zira. Tıpkı grubun Running Towards a Place’te dediği gibi: “Tekmişiz gibi yürüyeceğimiz bir yere doğru koşuyoruz / Ve bu hayatın üzüntüsünün üstesinden geleceğiz.” The Killers bu umudu, gençliğimizi emanet ettiğimiz rock & roll ruhunun köklü, görkemli, güçlü ve sarsılmaz dinamikleriyle kurmayı çok iyi başarıyor. İlk şarkı My Own Soul’s Warning beklenmedik bir yumruk gibi başlatıyor albümü. Çok özledik. Hem de çok özledik. Festivallerde sahneyi en iyi yerden görebileceğimiz bölgeye konuşlanıp, en iyi arkadaşımızla yan yana zıplamayı. İşte o coşkun his gibi bir şarkı My Own Soul’s Warning. Tek vurucu şarkı o da değil. Dying Breed, Caution gibi şarkılar, klasik The Killers şarkıları: Yavaş yavaş, sessizce başlayan ezgiler, derken volkan gibi patlayan davullar ve kulaklarımızda bayram eden gitarların ani yükselişleri. When The Dreams Run Dry, Fire in Bone da albümdeki favorilerimiz arasında. Weyes Blood’ın da eşlik ettiği My God’ı da unutmayalım. Kısacası Imploding the Mirage bizi gençliğimizin baharına, bir zamanlar müzik festivalleri varken yaşadığımız o derin hisse geri götürüyor. Umudun olduğu yere. Renklerin iç içe geçtiği, kırgınlıkların hemen toparlandığı, gerçek dostlukların müziğin ruhuyla sonsuza kadar gökyüzüne işaretlendiği o içten günlere… Müzik zaten bunları hatırlamak için var. Öyle değil mi?

Comments are closed.