“Türkiye son zamanlarda müzik konusunda çok açık fikirli görünüyor”

Röportaj|

Belçika’nın son dönemde dünya müzik sahnesine sunduğu isimlerden biri de hiç kuşkusuz Raphael Esterhazy. Sahne mahlası olarak Konoba’yı kullanan müzisyen yakın arkadaşı RO ile birlikte bu ay ülkemize giriş yapacak ve beş farklı şehirde sahne alacak. Bu turne öncesinde Konoba’yı daha yakından tanımak istedik.

İstanbul’dan selamlar. İlk olarak nasılsın Raphael? 

Hey! Sorduğun için teşekkürler. Kendimi çok iyi hissediyorum. Yaklaşan Türkiye turnemiz için de şimdiden çok heyecanlıyım.

Bize hem kendini, hem de Konoba projeni kısaca anlatabilir misin? 

Belçikalıyım. Bir müzisyen, besteci ve yapımcıyım. Sekiz yaşındayken piyano çalmaya başladım. On üç yaşında elektrik gitara geçiş yaptım. Arkadaşımla birlikte kurduğumuz grupta bir şarkıcıya ihtiyacımız vardı, ben de şarkı söylemeyi çok istiyordum ve on dört yaşında bu konuda ders almaya başladım. Tüm bunların dışında müzik kariyerim on dokuz yaşında başladı. O yıl müzik performansı ve yapımcılık üzerine eğitim almak için İngiltere’ye taşındım. Buradaki beş yıl içerisinde solo projem Konoba’yı başlattım ve üç EP yayımladım. 2017 yılında Belçika’ya döndüm ve ilk uzunçalarım Smoke & Mirrors’ı çıkardım. Böylece müzik kariyerim resmi olarak başlamış oldu. On Our Knees, I’m a Wolf ve Smoke & Mirrors gibi şarkılarım dijital platformlarda büyük ilgi gördü ve birçok ülkede çok büyük başarılar elde etti.

Oliver Rugi ya da sahne mahlasıyla RO ile nasıl tanıştınız?

On adet Belçika çıkışlı şarkıyı kullanarak Best of Belgium 2013 Mashup adlı bir video hazırlamıştım. Onları enstrümanlarıyla yeniden kaydedip çılgın sound geçişlerini kullanarak mikslemiştim. Bu video Belçika’da epey popüler oldu. RO da bu videoyu görmüş ve benim Soundcloud sayfamdaki müziklerime göz atmış.Ardından da bana Facebook’tan ulaştı. Ben de onun parçalarını dinledim ve resmen aklım yerinden oynadı. Böylece birlikte müzik yapmaya karar verdik. Hızlıca iyi bir arkadaşlık ilişkisi başlattık. Birlikte daha fazla vakip geçirerek demolar kaydettik ve bu demoları nihayete erdirdik. On Our Knees de böyle çıktı ortaya.

Senin de az önce belirttiğin gibi On Our Knees dünya çapında başarı kazandı. Bunu bekliyor muydun? Sence şarkının etkisi neden bu denli büyük oldu?

Hayır! Asla böyle bir şey beklemiyordum. RO ile birlikte bu şarkıyı meydana çıkarırken çok fazla bir şey düşünmeden, beklemeden eğlenmek istedik. Neredeyse sıfır bütçeyle şarkı için bir video hazırlaması hedefiyle bir arkadaşımıza ulaştık. Plak şirketi olmadan, promosyonunu yapmadan ve hiçbir şey beklemeden şarkıyı dijital olarak yayımladık. Bana o zaman şarkının bir milyon izlenme rakamına ulaşacağını söyleseydin ayaklarım yerden kesilirdi. Elli milyon oldu şu an. Çılgınca. Dinleyen herkese çok teşekkür ederim.

İki Belçikalı çağdaş müzisyen olarak, Belçikalı elektronik müzik sahnesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’ye geri döndüğümüz için çok heyecanlıyız. İki yıl önce İstanbul’da konser verdik ve harikaydı, seyirci bize çok pozitif enerji verdi. Geçen seferden bu yana çok geliştik ve şovumuz daha da büyüdü, bunu Türk hayranlara göstermek için sabırsızlanıyorum! Ankara’yı ziyaret etmek ve Antalya’da kalmak için birkaç gün erken geliyoruz. Ancak beş günde beş şehirde beş gösteri çok yorucu olacak ve ne yazık ki dolaşmak için fazla zamanımız olmayacak. Elbette uyumak için de. Her şovun sonunda hayranlarımızla en az bir saat harcayacağız, çünkü bu bizim için çok önemli bir an, neredeyse şovun bir parçası gibi. Gösteri sonrasında hayranlarla buluştuğumuz her yerde bazen mekanın barında veya salonunda akustik şarkılar çalıyoruz.

Tipik bir gününü nasıl özetlersin?

Açıkçası tipik bir günüm yok. Bazı günler erken kalkıyorum, spor salonuna gidiyorum, sağlıklı yiyecekler yiyorum ve muhasebe ve e-postalarım üzerinde çalışıyorum. Bazı günler geç kalkıyorum, pijamalarla kalıyorum ve sabah saat dörde kadar müzik yapıyorum. Bazı günler treni ve uçağı yakalamak zorunda kalıyorum. Bazı günler röportajda oluyorum. Genel olarak oldukça eğlenceli ve heyecan verici bir hayatım var, ama en zor kısmı sürekli bir rutin tutmak için mücadele ediyor olmak. Bir süre sonra yorucu olabiliyor. Bu tur bittikten sonra evde çok daha fazla zaman geçireceğim, sağlığım, ailem ve arkadaşlarımla ilgileneceğim ve en önemlisi bir sonraki albümüme çalışacağım.

Müziğinin gelişimi hakkında ne düşünüyorsun?

Ben öğrenmeyi hiç bırakmayan türden bir sanatçıyım. Sürekli daha iyi ve daha iyi hissediyorum. Yeni prodüksiyon teknikleri öğreniyor, vokal becerilerimi geliştiriyor, yeni stiller öğreniyor ve bunları müziğimde uyguluyorum. Eski kayıtlarımı dinlediğimde de üzerine çalıştığım yeni albümümün daha iyi olduğunu fark ediyorum. Hayranlarımın tekrar tekrar dinleyecekleri bir albüm yapmayı umuyorum.

Müzik dışındaki yaşamını nasıl aktarırsın?

Seyehat etmek favorimdir. Koşmayı, yogayı ve jimnastik üzerine çalışmayı seviyorum. Psikolojik olarak iyi durumda olduğum anlarda çok daha iyi müzik üretebiliyorum. Yaralandığımda ve spor yapmadığımda daha çok mücadele ediyorum. Yemek yapmayı da seviyorum. Zira benim için müzik yapmaya çok benzer bir süreç. Hepsini birbirine mükemmel bir şekilde uydurmak için malzemeleri ve lezzetleri çok spesifik bir şekilde karıştırıyorsunuz.

Müzikteki en büyük ilham kaynağın nedir?

Sayısız farklı müzisyenleri ve sayısız farklı stillerdeki şarkıları dinliyorum. Her zaman beni etkileyen bir şeyler oluyor. Tüm yaşam tecrübeleri, tüm haber başlıkları, filmler, belgeseller, durumlar kim olduğumu şekillendiriyor, nasıl hissettiğimi anlatıyor ve tüm bunlar şarkı sözlerimi ve müziğimi besliyor.

Comments are closed.