ZAMAN MAKİNASI No.7

Zaman Makinası|

Zaman Makinası’nın yeni baskısında alternatif müzik dünyasının yakın tarihine adım atıyoruz.

If You Wait – London Grammar

London_Grammar-If_You_WaitNottingham’dan London Grammar henüz çıkış albümüyle birçok hedefe ulaşmayı başaran ekipler arasında bulunur. Bundan iki yıl kadar önce Wasting My Young Years adlı teklikleriyle öyle bir etki bıraktılar ki, zaten ondan sonraki her adımda ilerlemeyi sürdürdüler. Hey Now, Strong, Nightcall grubun yükselişini simgeleyen parçalar oldu. İlk uzunçalarları If You Wait piyasaya sürüldüğünde içerikte yer alan parçaların birçoğu daha önce servis edilmişti. Yine de albüm Britanya topraklarında ve suyun karşı tarafında güzel karşılıklar buldu. Bana kalırsa bunun esas sebeplerinden biri London Grammar’ın samimi ve melankolik trip hop damarını çok iyi yakalamasıydı. Albümün bilhassa ilk yüzündeki sound dikkate değer.


Gorilla Manor – Local Natives

Local_Natives-Gorilla_ManorIndie müziğin kaç tane doğrusu varsa hepsine uğrar Local Natives. Daha da önemlisi şu: Bizzat kendi de kimi doğruları yaratır. Gorilla Manor albümünden intro Wide Eyes’ı örnek olarak gösterebiliriz. Taylor Rice’ın vokal yapısı, birkaç adım geriden duyulan elektrik gitarın post punk tepkileri ve naif geri vokaller… Bunların tümü şarkının neden 2009 yılının en iyileri arasında bulunduğunun birer yanıtı niteliğinde. Gorilla Manor, Local Natives’in ilk albümüydü ve onları daha kariyerlerinin başında listebaşı yapmıştı. Bundan sonra da iyi işlere imza attı İngiliz ekip. Dünya üzerindeki mühim festivallerin daimi üyelerinden oldular, dev plak şirketleriyle çalıştılar ve alternatif pazarda para getiren birçok hit ürettiler. Yine de Gorilla Manor’ın hep ayrı bir yeri oldu Local Natives için. Çünkü her şey onunla başlatmıştı.


Covers – Placebo

Placebo-CoversPlacebo neden iyi bir ekip? Neden hala ayakta? Brian Molko neden etkili bir frontman? Tüm bu soruların yanıtıdır bu albüm. 1990’ların sonunda alternatif rock cenahını takip eden hemen herkes onlardan haberdardı. Bu rüzgarı milenyum sonrasına da taşımayı başardılar. Herhangi bir grubun kendine ait şarkılarla var olması, büyük sahnelerde söz sahibi olması ve milyonlarca albüm satması kolay değil. Bu doğru, ama bir başkasının şarkılarını tekrar yorumlayarak iyi bir işe imza atmak daha da zor olmalı. İşte Covers’ta bunu başarıyor Placebo. Depeche Mode’dan, Kate Bush’tan, The Smiths’ten birtakım klas şarkılara dokunuyor ve her birine yeni bir soluk kazandırıyor. Dünya bu albümün üzerine 12 tur attı. Yine de eskitemedi.

Zaman_Makinası_No7_orta


Inform Educate Entertain – Public Service Broadcasting

Public_Service_Broadcasting-Inform_Educate_EntertainPublic Service Broadcasting’in şarkılarını dinlemek tam anlamıyla tarihte bir kısa yolculuğa çıkmaya benziyor. Soğuk Savaş günlerinden film diyalogları ve İkinci Dünya Savaşı’ndaki kamu yayınlarının ürkütücü sesleri grubun efektif sound’unun en önemli parçaları. Electronica grubunun temelinde başlangıcı neredeyse 70 yıl önceye dayanan bayat kayıtlar var. Bunların üstüne ise değişik sample’lar ve dream pop dalgalarını ekliyorlar. Böylece şarkılar tuhaf bir şekilde bir film ya da bir belgesel müziği kalıbına giriyor. Public Service Broadcasting bu ilk albümüyle hem ambient rock diplerine ulaşıp hem de zaman kavramını ortadan kaldırarak kendi gerçekliğinde nefes alıyor. Son perde Late Night Final listenin zirvesi.


Zeros – The Soft Moon

Zeros-The_Soft_moonBirleşik Devletler çıkışlı ekibin bu şarkılarda söyleyecek o kadar çok sözü var ki, bunları aktarmak için konuşmayı tercih etmiyor bile. Sadece yaşıyor. Nefes alıyor. Gerekirse ölüm sessizliğine gömülüyor. Albümün başından en sonuna kadar ayrı bir dünyaya taşınıyorsunuz, zaten başka da bir seçeneğiniz yok. Buna mecbursunuz yani. ‘70’lerin saykodelik yansıması betonvari elektronik yöne bağlanıyor. O düğümü atan da anbean zihnimizin ortasında gümleyen beat’ler. Ters adımlarla nakaratlardan finale kadar baş döndürücü ritim tekrarları yerçekimini ortadan kaldırıyor bir nevi. The Soft Moon şarkılarına ruhunu koyan gruplardan. İşte bu albüm de It Ends’ten Zero’ya, Insides’dan Die Life’a bu tanımı kanıtlıyor. Karanlığın yetmediği yerde The Soft Moon başlar. Zeros da işte o başlangıcın ilk kıvılcımı.

Comments are closed.